<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0">
<channel>
	<title>R&#304;FA&#304;DERGAHI</title>
	<link>http://rifai.azbuz.com</link>
	<description>R&#304;FA&#304;DERGAHI</description>
	<language>tr</language>
	<docs>http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss</docs>
	<lastBuildDate>9 Oct 2007 13:43:37 GMT</lastBuildDate> 
<image>
  <title>R&#304;FA&#304;DERGAHI</title> 
  <link>http://rifai.azbuz.com</link> 
  <url>http://s.azbuz.com/images/RSSlogo.gif</url> 
  <width>117</width> 
  <height>35</height>
  </image>
	
	
	
	<item>
		<title>KUR&apos;AN-I G&#220;ZEL SESLE OKUMAK</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://rifai.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008411734</link>
		<description><![CDATA[
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><img src="http://s.azbuz.com/uploads/images/84/11/5000000008411734.gif" align='right' border='0'> <div><b><span style="COLOR: green">Bera İbn-i Azib (R.A)'den rivayetle Resulullah (S.A.V)&nbsp; şöyle buyurdu: "Kur'an'ı seslerinizle süsleyiniz." (Ebu Davud, Nesai, İbn Mace) Kur'an'ı Kerim'in değeri ve onu okuyanların ne kadar kıymetli olduğu bu ayet ve hadis-i şeriflerle anlaşılmaktadır. Kur'an'ı Kerim kudret ve azamet sahibi olan Allah-u Teala'nın kelamıdır. Bu, Allah'ın kelamı olduğu için bunda büyük bir hayır olduğu anlaşılmaktadır. <br><br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Onun okunmasından insan hem kendini hem de çocuklarını mahrum etmemelidir. Çünkü Kur'an-ı Kerim, kıyamet gününde kendi hakkını yerine getirip, kendisini okuyanlara şefaatçı olacaktır. Bu konuda Cabir (R.A)'den rivayet edilen bir hadiste Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurur: "Kur'an-ı Kerim şefaat eder. Şefaatı kabul edilir. Savunucu-dur, savunması tasdik edilir. Kim onu önünde tutarsa, kendisini cennete sevkeder. Kim de onu arkasına iterse, kendisini cehenneme sevkeder." (İbn Hıbban) <br><br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Yani kişi Kur'an'ın emirlerini yerine getirirse Kur'an onu cennete götürecektir. Kim de Kur'an'ın emirlerini yerine getirmezse Kur'an onu cehenneme&nbsp; &nbsp; itecektir. Sehl babası Muaz (R.A)'dan Peygamber Efendimiz (S.A.V) 'in şöyle buyurduğunu rivayet etti: "Kim Kur'an-ı Kerim'i okur ve onunla amel ederse, ana ve babasına kıyamet gününde taç giydirilir ki, bunun parlaklığı, dünya evlerindeki güneşin parlaklığından daha güzeldir. Ya, Kur'an ile amel edene ne verileceğini zannediyorsunuz?" (Ebu Davud, Hakim) <br><br>&nbsp; &nbsp; Yani Kur'an okuyan kimse onunla amel yaparsa ana ve babasına verilecek sevap bu kadardır. Acaba o amel yapan kimse ne kadar sevap kazanacak onu ancak&nbsp; &nbsp; Allah-u Teala bilir. Ahmed bin Hanbel, Temim'den şöyle rivayet etmiştir: "Kim bir gecede yüz ayet okursa sevabı bir gece kalkmış gibi yazılır." (Ahmed bin Hanbel) Ebu Hureyre (R.A)'den rivayetle Resulullah (S.A.V)&nbsp; şöyle buyurmuştur: "Kim şu farz namazları vaktinde kılarsa gafillerden yazılmaz ve kim bir gecede yüz ayet okursa itaat edenlerden yazılır." (Hakim, İbn Huzeyme)<br><br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Amr bin Şuayb (R.A)'dan rivayetle Resulullah (S.A.V) şöyle buyurdu: "Kim Kur'an-ı Kerim'i hatim ederse, hatimin yanında altmışbir&nbsp; melek onun üzerine salavat getirir." (Deylemi) İmam-ı Yafii hikaye eder. Ahmed bin Hanbel şöyle buyurur:&nbsp; Allah-u Teala'yı rüyamda gördüm. Ben: "Ya Rabbi! Kulların sana ne ile yakın olur?" dedim. Hak Teala buyurdu ki: "Kelamımla!" Sonra tekrar ben: "Ya Rabbi! Anlayarak okuyan için mi? Yoksa anlamadan okuyan için midir?" dedim. Allah-u Teala buyurdu ki: "Hem anlayarak hem de anlamayarak okuyanlar içindir." İşte Kur'an-ı Kerim'i huşu ve huzurla okumak lazımdır. Çünkü matlub ve maksud odur. Kur'an'la insanın kalbi münevver olur. İnsanın önceden ezberlediği ayetleri unutmasının çok büyük hata olduğu hadis-i şeriflerde geçmektedir. Eğer ezberlenen ayetlerde noksanlık var ise yine önceki gibi, düzeltmek icap eder. Kur'anı Kerim'i yere atmak ve boşboşa parçalamak haramdır. <br><br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Ayakları Kur'an-ı Kerim'e doğru uzatmak, onu para içine ya da fıkıh kitaplarnın içine koymak yanlıştır. Bir alimin karşısında ayağa kalkmak nasıl mendup ise, Kur'an'ın karşısında da ayağa kalkmak öyle menduptur. Kur'an-ı Kerim Rabbimizin kelamı olduğu için ona hürmet göstermeliyiz. Onu ruhumuzdan ve canımızdan daha çok sevmeli, onun her hizmetine gayret sarfetmeliyiz. Kur'an-ı Kerim'e ne kadar hizmet ve hürmet gösterilirse, Kur'an Allah-u Teala'nın kelamı olduğu için Allah-u Teala bizden razı olacaktır. <br>Yusuf el-Maliki'den rivayet olunur: İmam Ebu Bekir bin Fevrik Kur'an-ı Kerim'in bulunduğu evde hiç yatmazdı. Uyumak istediği zaman, Allah'ın kitabını çok azim (büyük) gördüğünden dolayı orada yatamaz başka bir yere giderdi. Herkesin onun gibi Kur'an'a öyle hürmet göstermesi layıktır. <br><br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Kur'ân-ı Kerim'in emir ve ahkâmlarını yerine getirmek de Kur'an'a hürmetten sayılır.&nbsp; Kur'an'ın içindeki emir ve ahkâmları yerine getiren kimseler hadis-i şeriflerde buyurulduğu gibi ne güzel bir mükâfatla müjdelenen kişilerdir. Kişi de bunları yapmayıp Kur'an okursa Kur'an ona lanet getirir. Bunun gibi Kur'an yalan söylemekten, gıybet etmekten men eder. Kişi hem Kur'an'ın bu ayetlerini okur hem de men ettiklerinden kaçmazsa Kur'an ona lanet getirir. <br><br><br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Allah-u Teala hepimizi Kur'anı Kerim'in her çeşit hakkını yerine getiren kullarından eylesin.<br></span></b></div> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>13 Jul 2008 16:30:36 GMT</pubDate>
		<guid>http://rifai.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008411734</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>KUR&amp;#39;AN &#214;&#286;REN&#304;YORUM V1.2 (bedava web s&#252;r&#252;m&#252;)</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://rifai.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008411719</link>
		<description><![CDATA[
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><img src="http://s.azbuz.com/uploads/images/84/11/5000000008411719.gif" align='right' border='0'> <p><font face="Arial, Helvetica, sans-serif" size="4" color="#006600">KUR'AN ÖĞRENİYORUM V1.2 (bedava web sürümü)</font> </p><p><a href="http://www.kuran.tazetaze.com/" target="_blank" class="pageLinks"><b><i>http://www.kuran.tazetaze.com/</i></b></a></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>13 Jul 2008 16:17:09 GMT</pubDate>
		<guid>http://rifai.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008411719</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>TESL&#304;M&#304;YET VE TEVEKK&#220;L... </title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://rifai.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008398061</link>
		<description><![CDATA[
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <b><span style="FONT-SIZE: 12pt; LINE-HEIGHT: 1.3em"><span style="COLOR: black">Hak yola girmiş bir insanın bilmesi lazım gelen önemli meselelerden birisi de Hakk&#8217;a tevekküldür. Yani kendi üzerine düşeni eksiksiz yapar, bir taraftan da neticeleri ALLAH Tealâ&#8217;ya havale eder. O&#8217;nun takdirine razı olup hiçbir şeyden şikayet etmez. Çünkü şikayet ve tevekkülün bir arada olması mümkün değildir.<br><br><br>ALLAHu Azimüşşan Hazretleri&#8217;nin takdir ettiği zorluk ve sıkıntılardan, bela ve musibetten söz edip şikayet etmek, teslimiyet ve tevekkülü zedeler. Başa gelen sıkıntıya da bir faydası olmaz. Çünkü ALLAH Tealâ&#8217;nın takdir ettiğini bütün kâinat bir araya gelse değiştiremez. O ne takdir ettiyse gerçekleşir.<br><br><br>Bir bela ve musibetle karşılaşan kişi, belasını sabırsızlıkla yanındaki eşine dostuna ulaştırdığı zaman, aslında ALLAH Azimüşşan&#8217;ı kula şikayet etmiş olur. &#8220;Gördün mü başıma geleni? ALLAH bana neler yaptı!&#8221; demeye gelir. Halbuki Hak yolcusu kişi ilâhi sevgiye taliptir. Sevmek, sevilmek için yola çıkmıştır. Durum böyle iken hem sevgi hem şikayet bir arada olmaz.<br><br><br>Böyle bir taleple yola çıkan kişi, mürşidinden aldığı eğitimin nuruyla Rabbini bilmeye yönelir. Bütün gaye de gafletten kurtulup bu marifete ermektir. Rabbini bildikten sonra da artık şikayete yol kalmaz. Seve seve Rabbine kulluk eder. Artık hiçbir bahane onu yolundan alıkoymaz.<br><br><br>Kıyamet gününde bir kul ALLAH&#8217;ın huzuruna getirilir. &#8220;Seni kulluktan ne alıkoydu?&#8221; denir. &#8220;Dünya işlerim alıkoydu.&#8221; der. ALLAH Tealâ o zaman misal gösterir. &#8220;Sen görmedin mi on iki sene zindanda kalan Yusuf&#8217;u? Beni Rabbi olarak bildi, zikrimden gafil olmadı. Görmedin mi Yunus&#8217;u, balığın karnında her an beni zikretti. Eyüp, o kadar sıkıntıya rağmen beni anmaktan geri kalmadı.&#8221;<br><br><br>Sonra bir zengini getirirler. &#8220;Seni benim kulluğumdan ne alıkoydu?&#8221; denir. &#8220;Malımın çokluğu beni meşgul etti..&#8221; der. Süleyman Aleyhisselam huzura getirilir. &#8220;Sen Süleyman kulumu görmedin mi? Bütün dünyayı nimet olarak verdim. Dünyadan geçmişlerle oturur, beni zikrederdi.&#8221;<br><br><br>Bahane arayan, durumu iyi de olsa, kötü de olsa kendince sebepler bulur. Kendisine verilenden razı olmaz, sabırsızdır, her şeyi acele ister, şikayetlenir. Fakat böyle davranmanın sonu hayrolmaz. İnsan sabredip azmederek hakka uygun hareket etmedikçe, nasıl yaşıyor olursa olsun, farketmez. İster taş taşısın, ister yan gelip yatsın, Rabbini bilip O&#8217;nu anmadıkça huzur bulmaz. Halbuki insanın bütün ihtiyacı Cenab-ı Hakk&#8217;ı bilmektir. Dünyanın rahatı, zenginliği değil...<br><br><br>Şöyle bir kıssa anlatılır: Süleyman Aleyhisselam zamanında mağarada yaşayan bir âbid vardı. Nebevî bir mucize olarak Süleyman Aleyhisselam semadan kavmiyle beraber geçerken, mağaradaki derviş onları gördü. &#8220;Ya Rabbi, Davud&#8217;un oğlu Süleyman&#8217;a ne çok mülk ve nimet vermişsin!&#8221; dedi. Süleyman Aleyhisselam bu sözü duyup mağaraya indi ve dervişe: &#8220;Ey âbid, sırlarını anlayamacağın meselelerin peşine düşme. Vazifeli olduğun kulluğu yerine getirip, şu mağarada bir kere ALLAH veya lâ ilâhe illALLAH demen, Davud&#8217;un oğlu Süleyman&#8217;a verilen mülkten daha hayırlıdır.&#8221; dedi.<br><br><br>İnsan gökte de uçsa, mağarada da yaşasa işi bellidir. Dünyaya başka bir şey için gelmiş değildir. Teslim olacak, razı olacak ve ibadet edecektir. Ancak bu teslimiyet ve tevekkül içinde huzur bulur.<br><br><br>İlim buna ulaşmak içindir, ibadet bunun içindir. ALLAH Tealâ&#8217;nın kula takdir ettiği her şey, bela ve musibetler de sabırla, sükûnetle karşılandığında bunun içindir. Öyle ki Rasulullah s.a.v. Efendimiz, &#8220;ALLAH bir kulunu sevdiği zaman onu bela ve musibetlere müptela kılar.&#8221; buyurmuştur.<br><br><br>Şüphesiz, Rabbimizden iki cihanda afiyet dilememiz istenmiştir. Rabbimizden hem afiyet dileriz, hem de şikayeti bırakıp, ibadet ve taatle meşgul oluruz. O&#8217;nun takdirine teslim olur, O&#8217;na tevekkül ederiz.</span></span><br><br>(alıntı)</b> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>12 Jul 2008 08:46:34 GMT</pubDate>
		<guid>http://rifai.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008398061</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>KUR&apos;AN-I KER&#304;M</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://rifai.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008329201</link>
		<description><![CDATA[
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td>http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=quran <font face="Arial, Helvetica, sans-serif" size="4" color="#006600">ORJİNAL METİN 3 FARKLI MEÂL SESLİ KUR'AN-I KERİM VE MEÂL DİNLEME SEÇENEKLERİ</font> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>5 Jul 2008 09:45:15 GMT</pubDate>
		<guid>http://rifai.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008329201</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>Onlar &#199;ok Farkl&#305;yd&#305;lar </title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://rifai.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008187885</link>
		<description><![CDATA[
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> Ashab-ı Kiram, Resulullah (S.A.) Efendimizin terbiyesi altında yetişmiş, Kur&#8217;an iklimini hayatlarının bütün zerrelerinde yaşamış, insanlığın gördüğü en muhteşem nesildi. Onların her hali Allah ve Resulü (S.A.) ne büyük bir mahviyetle teslimiyetten ibaretti. Ashabın emsalsiz ahlakıyla ilgili hayrete düşürecek olaylar nakledilir. <br><br><p></p><p>İşte dünya malına tamah etmemek ve müslümanlara yardım konusunda bir kaç örnek.</p><p>Hz. Ebû Bekr (R.A.)&#8217;in, Medine&#8217;nin civarında Sünün mevkiinde bir hazinesi vardı. Bu, herkes tarafından biliniyordu. Fakat bu hazinenin bekçisi yoktu. Ebû Bekr (R.A.)&#8217;e:</p><p>- Ey Allah Resûlünün halifesi, hazinenin başına bir bekçi koymayacak mısın? dediler.</p><p>- Korkmaya lüzum yok, dedi.</p><p>- Niçin? diye sordular.</p><p>- Kilitlidir, dedi.</p><p>Hz. Ebû Bekr (R.A.), hazinesindeki bütün servetini hiç bir şey kalmamacasına dağıtıyordu. Şehrin civarından, şehrin içine taşındığında, hazinesini de getirdi ve oturduğu evin içine koydu. Kabel madenlerinden, Cüheyne madenlerinden çok miktarda mal geliyordu. Beni Süleym madeni de Ebû Bekr (R.A.)&#8217;in hilafeti devrinde çalışmaya başlamıştı. Onun da zekâtı getirildi. Bunlar, Beyt&#8217;ül-Mal&#8217;e konuyordu. Ebû Bekr (R.A.) bunları halka külçe külçe dağıtıyor ve yüz kişilik bir gruba bir külçe veriyordu. Bunu dağıtırken insanlar arasında hiçbir ayrım yapmıyordu. Hür, köle, erkek, kadın, küçük, büyük hepsine eşit olarak taksim ediyordu. Develer, atlar ve silahlar alıp onları Allah yolunda infâk ediyordu. Bir defasında çölden getirilen kadife kumaşları satın alıp, kışın Medine&#8217;li dul kadınlara dağıtmıştı. O vefât edip de defnedilince, Hz. Ömer (R.A.) ileri gelenleri çağırarak onlarla beraber Ebû Bekr&#8217;in hazine olarak kullandığı yere girdi. Hz. Ömer (R.A.)&#8217;in yanında Abdurrahman b. Avf, Osman b. Affan ve diğerleri (R.A.) vardı. Hazinenin kapısını açınca ne bir dinar, ne de bir dirhem bulabildiler. Sadece bir döküntü içinde tek bir dirhem bulabildiler. Ebû Bekr (R.A.)&#8217;e hayır dua ettiler.</p><p>Resûlüllah (S.A.V.) zamanında Medine&#8217;de mal ve mülkün miktarını tesbit eden memurlar vardı. Onlardan birine:</p><p>- Ebû Bekr&#8217;e gelen mal ne kadardı? diye sorulduğunda:</p><p>- İkiyüzbin dirhem, dedi.</p><p>***</p><p>Hz. Peygamber (S.A.) Efendimiz&#8217;in pak hanımları annelerimiz de bu hususta diğer sahabilerden geri kalmamıştır.</p><p>Hz. Aişe (R.A.)&#8217;ye yüz bin dirhem getirdiler. O da hepsini dağıttı. O gün oruçluydu.</p><p>- Kendine bir dirhem ayırsaydın da iftar etmek için et alsaydın, dediler.</p><p>- Hatırlatsaydım, ayırırdım, dedi.</p><p>Hz. Ömer (R.A.), Sevde (R.A.) ye bir torba dolusu gümüş para gönderdi. Sevde:</p><p>- Bu nedir? diye sorunca:</p><p>- Gümüş para, dediler.</p><p>- Hurma gibi bir torba dolusu! dedi ve hepsini dağıttı.</p><p>Berre binti Râfî rivayet ediyor:</p><p>Beyt&#8217;ül-Mâl&#8217;den dağıtılmak üzere maaşlar çıkınca, Hz. Ömer Zeyneb binti Cahş (R.A.)&#8217;a da hakkını gönderdi. Kendisine düşen hisse Zeyneb&#8217;e getirilince:</p><p>- Allah Ömer&#8217;i affetsin, kardeşlerim bunu benden daha iyi taksim ederlerdi, dedi.</p><p>- Bunu dağıtman için göndermedi. Hepsi senin, dediler.</p><p>- Allah Allah! Demek öyle .. dedi ve bir örtü alıp:</p><p>- Paraları şunun üzerine dökün, üzerini kapatın, dedi. Daha sonra bana dönerek:</p><p>- Elini sok. Bir avuç al ve filanlara götür. Sonra yine bir avuç al, falanlara götür, diye akrabalarını ve yetimleri saydı. Nihayet örtünün altında çok az bir miktar para kaldı. Berre, ona:</p><p>- Allah iyiliğini versin, yâ Ümm&#8217;el-Mü&#8217;minîn, bunda bizim de hakkımız var, dedi. Zeyneb de:</p><p>- Örtünün altındaki de sizin olsun, dedi. Baktık, örtünün altında seksenbeş dirhem kalmıştı. Daha sonra Zeyneb, ellerini semaya kaldırarak:</p><p>- Allah&#8217;ım, bu seneden sonra, Ömer&#8217;in göndereceği parayı almayı nasip etme, diye dua etti. Ve ertesi seneki parayı alamadan vefat etti.</p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>21 Jun 2008 09:04:21 GMT</pubDate>
		<guid>http://rifai.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008187885</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>SAHABELER&#304;N HAYATLARI</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://rifai.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008079451</link>
		<description><![CDATA[
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><IFRAME SRC=http://www.muslumanlar.com/sahabe/SAHABE.htm width=760 height=590 frameborder=0 scrolling=yes></IFRAME> <p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><b style="mso-bidi-font-weight: normal"><span style="FONT-SIZE: 16pt; COLOR: green; FONT-FAMILY: 'Comic Sans MS'">SAHABE HAYATLARI</span></b></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>10 Jun 2008 14:38:07 GMT</pubDate>
		<guid>http://rifai.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000008079451</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>Allah&apos;a &#304;man Ne Demektir?</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://rifai.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007955531</link>
		<description><![CDATA[
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <p><font face="Book Antiqua" size="4" color="#006600">Allah Teâlâ'nın varlığına ve birliğine inanmak ve O'nu sıfat ve isimleriyle güzelce tanımaktır. Allah'a îman, bütün dinlerin temelidir. Allah'a inanma, O'na dayanma ve ibâdette bulunma ihtiyacı, insanda yaratılıştan vardır. Bu duygu, insanla beraber doğmuş ve her devirde de olagelmiştir. Allah'ın varlığının delillerinden biri de budur. Çünkü fıtrat yalan söylemez. İnsan fıtratında, madem, bir yüce Yaratıcıya inanıp dayanma, O'na ibâdet etme, yalvarıp dileklerine karşılık bulma ihtiyacı vardır; öyleyse o yüce Yaradanın vâr olmaması mümkün değildir. Bu, fıtratın inkârı demek olur. Başka hiçbir delil olmasa bile, bu fıtrat ve vicdan delili, Allah'ın varlığını anlamamız için kâfi bir ışıktır. Aslında, Allah'ı inkâra yeltenenler bile, başları dara geldiği zaman yine Allah'a yönelmek, O'ndan yardım dilemek zorunda kalırlar. Fakat darlıktan kurtulur kurtulmaz yine eski hallerine dönerler. Bunun misallerini pek çok görmüş ve duymuşuzdur. Bu hususa Kur'ân-ı Kerîm şu şekilde işâret buyurmaktadır: </font></p><p><font face="Book Antiqua" size="4" color="#006600">"İnsana bir zarar dokunduğu zaman, yan üstü yatarak, yahut oturarak veya ayakta iken bize yalvarır. Fakat ondan (ilticâsına sebeb olan o) zararı kaldırdığımız zaman, sanki kendine dokunan bir zarardan dolayı bize yalvaran o değilmiş gibi hareket eder. (Eski sapıklığına devam eder.)" (Yûnus, 12)</font></p><p><font face="Book Antiqua" size="4" color="#006600">&nbsp;"Gemiye bindikleri zaman (batma korkusundan) ihlâs ile Allah'a yalvarırlar, fakat kendilerini karaya çıkarıp kurtardığımızda, hemen şirk koşarlar." (el-Ankebût, 65). </font></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>24 May 2008 12:52:34 GMT</pubDate>
		<guid>http://rifai.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007955531</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>R&#304;FA&#304; B&#220;Y&#220;KLER&#304; 1</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://rifai.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007949309</link>
		<description><![CDATA[
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <font color="#006600"><font size="4"><b>TÂCÜDDÎN BİN RIFÂÎ<br><br></b>Evliyânın büyüklerinden. Hayâtı, doğum ve vefâtı hakkında pek fazla mâlûmât bulunmamakta ise de, on üçüncü asrın ikinci yarısında yaşadığı bilinmektedir. İbn-ür-Rıfâî diye de bilinmektedir. Zamânında bulunan âlimlerin sohbetlerinde yetişen İbn-ür-Rıfâî bu yoldaki gayretleri ile kısa zamanda yükselerek zamânındaki evliyânın büyüklerinden oldu. Kerâmet ve fazîletler sâhibi idi.<br><br>Tâcüddîn bin Rıfâî'nin bulunduğu yere yakın bir belde olan Hasankeyf'de, fakirlere âit bir vakıf ve buraya âit arâziler vardı. Bu vakfın ve arâzilerin mesulü, Muhammed bin Verşâne isminde biri idi. İbn-i Verşâne, bir gün fakirlerle birlikte İbn-ür-Rıfâî hazretlerinin yanına geldi. İbn-ür-Rıfâî buna; "Fakirlerin çoğu senden şikâyetçi." dedi. O ise, pişman olup özür dileyeceği yerde, kendisini haklı göstererek ve İbn-ür-Rıfâî'yi de kendisine yalancı şâhid göstererek; "Sen de bilirsin ki, yalan söylüyorlar. Ben onların söyledikleri gibi değilim." dedi. Bu hâle çok üzülenİbn-ür-Rıfâî ona; "Eğer doğru söylüyorlar ise, o zaman sen bilirsin." dedi. Daha sözü bitmeden İbn-i Versâne yere düştü ve oracıkta öldü.<br><br>Tâcüddîn bin Rıfâî bir köyden geçiyordu. Orada kendisinin büyüklüğünü, yüksekliğini inkâr edenler vardı. İbn-ür-Rıfâî, o köyde cimriliği ile tanınan bir kimseden bir tavuk satın almak istedi. O da verdi. Tavuğu kesip pişirdiler ve birlikte yediler. Bâzı köylüler kemiklerini kapalı bir kaba koydular. Tâcüddîn bin Rıfâî'nin büyüklüğünü inkâr edenler de orada idi. İmtihân etmek ve kendisini zor durumda bırakmak için; "Bu tavuğun civcivleri vardı. Şimdi onlar anasız kaldı." dediler. İbn-ür-Rıfâî, bunların maksatlarını anlayıp, yedikleri tavuğun kemiklerinin bulunduğu kapalı kaba işâret etti. Allahü teâlânın izni ile o kaptan bir tavuk çıktı ve civcivlerin yanına gitti. Onun bu kerâmetine gözleriyle şâhid olan inkârcılar, hemen tövbe ve istigfâr edip inkârlarından vazgeçtiler.<br><br>Bir defâsında İbn-ür-Rıfâî hazretleri, Anadolu beldelerinden birine gitmişti. Geldiğini duyan âlimler toplanarak, ondan istifâde etmek istediler. Yanına, oradan ve çevre beldelerden birçok kimse geldi. Hattâ o beldenin vâlisi de gelip sohbetinde bulundu. Vâli, İbn-ür-Rıfâî'ye; "Efendim, siz asîl bir âiledensiniz, şânınız, şöhretiniz her tarafa yayılmıştır. Birçok günahkâr, sizin dergâhınıza sığınıyor. Onların tövbe etmesine, hak yolda yürümesine, ilerlemesine vesîle oluyorsunuz. İlim ve fazîlet sâhibisiniz. Bizler, sizden istifâde etmek istiyoruz. Sizden nakledilen güzel sözlerle bereketleniyoruz. Biz, size bâzı suâller sormak istiyoruz." dedi.İbn-ür-Rıfâî, talebelerinin içinde en genç, ilim bakımından diğerlerinden aşağı olan birine işâret ederek, suâllere onun cevap vermesini söyledi. Vâli, zihnine takılan suâlleri bu talebeye sordu. Talebe, suâllerin hepsine, açık, net ve pek güzel cevaplar vererek, vâliyi hayrette bıraktı. Vâli, yanında bulunan âlimlere, suâllere verilen cevaplarda bir yanlışlık olup olmadığını sordu. Hepsi, cevapların çok güzel olduğunu, yanlışlık bulunmadığını söylediler. Vâli ve orada toplananlar, hayretler içinde kalıp, en aşağı talebesi, sorulan suâle âlimleri bile hayrette bırakan cevaplar verirse, diğer talebelerinin ve hele kendisinin hâli nasıldır? diyerek, İbn-ür-Rıfâî hazretlerine ve talebelerine olan muhabbetleri çok arttı.<br><br>Irak'ta Tâcüddîn bin Rıfâî'nin büyüklüğünü inkâr eden biri vardı. Ona dil uzatır, eziyet ve sıkıntı verirdi. Fakat Tâcüddîn hazretleri buna hiç cevap vermez, hep sabrederdi. Bir gün bu kimse, Şam'a gitmek üzere yola çıktı. Yolda hastalandı. Ağzından kan gelmeye başladı. Hastalığı ağırlaştı. Nihâyet yolda öldü. Bu sırada Tâcüddîn bin Rıfâî talebeleri ile sohbet ediyordu. Sohbet esnâsında; "Bizi inkâr edip, eziyet ve sıkıntı veren falan kimse, Şam yolunda, falan yerde hastalandı ve öldü. Fakat öldüğü yer yol üstü olmadığından, cenâzesi orada günlerce güneş altında kalır, kimse göremez." dedi. Talebelerinin hepsi hayrette kaldılar. Sonra o kimse, gittiği Şam seferinden dönmedi. Merak edip araştırdılar. Hakîkaten durum, Tâcüddîn bin Rıfâî'nin bildirdiği gibi olmuştu.<br><br>Hülâgû'dan sonra yerine geçen hükümdarlardan Emîr Ahmed Teküdâr nâmındaki zât, Hülâgu'nun oğlu idi. Fakat dinsiz değildi. Müslümandı. Müslümanları sever, âlimlere çok hürmet ederdi. Fakat Tâcüddîn hazretlerine ve talebelerine olan muhabbeti, hürmet ve ikrâmı daha çoktu. Bâzıları kendisine bunun sebebini sorduklarında şöyle anlattı: Siz bilmezsiniz. Ben, babamın askerleri ile bu zâtın arasında meydana gelen muhârebeyi gördüm. O muhârebede, bunların yaktıkları büyük bir ateş vardı. Onun yardımcıları, babamın askerlerini tutup bu ateşe atarlardı. Babamın askerlerinden o ateşe yaklaşanlar, ne kadar kaçmak istese de o ateşten kurtulamazdı ve ateş onu içine çekerdi. Fakat muhârebenin sıkışıklığında bunlar o ateşin içine girerlerdi de, ateş bunlara zarar vermezdi. Ben, Tâcüddîn hazretlerinin bu büyük kerâmetini gözlerimle gördüm. Bunun için, ona çok hürmet ediyorum. Ona ne kadar hürmet ve hizmet edilse yine azdır."<br><br>Rivâyet edilir ki, Tâcüddîn bin Rıfâî'nin zamânında, İlhanlılar devletinin başına geçen müslüman devlet reislerinden Mahmûd Gazân Hanın hükümdarlığı sırasında bir vakıf vardı. Bâzı kimselerin bu vakfın mallarını yedikleri söyleniyordu.Mahmûd Gazân, Tâcüddîn bin Rıfâî'yi çağırarak bu meseleyi anlattı. Fakirlerin ve talebelerin hakkı olan bu vakıftan kimin mal kaçırdığını, vakfın malını kimlerin yediğini tesbit etmesini ricâ etti. O da bir müddet susup, murâkabe ettikten sonra; "Sultanım, vakfın malını yiyenler filân filân kimselerdir." diyerek isimlerini saydı. Onlar îtirâz edemeyip suçlarını îtirâf ettiler. Bundan sonra Mahmûd Gazân, Tâcüddîn hazretlerini ahâlisi gayr-i müslim olan bir beldeye, İslâmiyeti anlatması için gönderdi. O da kabûl edip, o beldeye gitti. Onlara İslâmı anlattı.Bir müddet böyle devâm etti.Kabûl eden olmadı. Bundan sonra, başkalarını bırakıp husûsen bâzı kimseler ile ilgilendi. Bir zaman sonra, böyle husûsî olarak ilgilendikleri kimselerin hepsi îmân ettiler. Tâcüddîn bin Rıfâî de gelerek müslüman olanların isimlerini, Mahmûd Gazân'a arzetti. Herkese değil de, husûsen bu kimselerle alâkadar olmasının sebebi sorulduğunda, Allahü teâlâ tarafından kendisine, bu kimselerin îmân edeceklerinin diğerlerinin kâfir olarak öleceklerinin bildirildiğini, bu yüzden yalnız onlarla meşgûl olduğunu bildirdi.<br><br>O BİR ÇÂRE BULUR<br><br>İslâmiyete düşman olan hıristiyanların bâzıları, meşhûr Tatar hükümdârı zâlim Hülâgu'nun yanına gelerek ve kendisine yaltaklanarak, müslümanların mescidlerini yıkmasını, medreseleri dağıtmasını, ezânı ve İslâmın sembolü olan şeyleri ortadan kaldırmasını söylediler. Kan dökmekten, insanlara eziyet ve işkence etmekten zevk alan o meşhûr zâlim de, mâcera uğruna çok müslüman kanı döktü. Âlimlerden ve diğer müslümanlardan birçok kıymetli zâtı şehîd etti. Müslümanlar, bu zâlimler karşısında âciz kalıp, ne yapacakları hakkında görüşmek üzere beş yüz kadar âlim toplanıp, o zamandaki meşhur âlimlerden Şemseddîn Müsta'cel bin Rıfâî hazretlerine geldiler ve bu fitneyi durdurmak için bir şeyler yapmasını, bir çâre göstermesini, bu belânın üzerlerinden kaldırılması için duâ etmesini istediler. O ise, kendisini buna lâyık görmeyip:<br><br>"Bu iş benim yapabileceğimin üstündedir. Ben de sizinle berâber geleyim. Birlikte Tâcüddîn hazretlerinin yanına gidelim. O bir çâre bulur." dedi. <br><br>Dediği gibi yaptılar. Tâcüddîn bin Rıfâî'ye, Hülâgu zâliminin müslümanlara yaptığı zulmü anlatıp, bu belânın yakın zamanda, kendilerine de ulaşacağından endişe ettiklerini bildirdiler. O da, o beldede bulunan müslümanları toplayıp: <br><br>"Âlim olanlarınız ve olmayanlarınız bana yardım edin. Allahü teâlânın izni ile bu kâfirin şerrinden bütün müslümanları kurtaralım." buyurdu.<br><br>Orada bulunan herkes, ne emrederse yapmaya hazır olduklarını bildirdiler. O da hepsini toplayıp, bir gece, bulundukları beldenin etrâfına genişçe bir hendek kazdılar. Hendeği odun ile doldurdular. Ayrıca demir, bakır, kurşun ne buldularsa o hendeğe doldurdular ve müdhiş bir ateş yaktılar. Tâcüddîn bin Rıfâî oraya gelip iki rekat namaz kıldı. Orada bulunanlar da ikişer rekat namaz kıldılar ve duâ ettiler. Bir saat kadar sonra Hülâgu'nun askerlerinden bir kısmı oraya geldi. Allahü teâlânın hikmeti, Tâcüddîn bin Rıfâî'yi ve diğer müslümanları göremediler. Ateşin yanına kadar geldiler. Tâcüddîn, emir verdi. Zulüm askerlerinden yakaladıklarını ateşe attılar. Hiçbirisi bir karşılık veremedi. Onların, hepsi silâhlı idi ve müslümanların hiç silâhları yoktu. Orada bulunan müslümanlar diyorlar ki: "Onların hepsi silâhlı oldukları hâlde silâhlarını kullanamadılar. Biz çok hayret ettik."<br><br>O beldede bulunan müslümanlar, Tâcüddîn hazretlerinin bereketi ve kerâmetiyle böylece büyük bir belâdan kurtulup, selâmete kavuştu.<br><br><i>1) Câmiu Kerâmât-il-Evliyâ; c.1, s.370</i><br><i>2) İslâm ÂlimleriAnsiklopedisi; c.9, s.300</i><br></font></font> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>23 May 2008 17:14:01 GMT</pubDate>
		<guid>http://rifai.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007949309</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>ESBABI NUZ&#220;L 11</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://rifai.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007937585</link>
		<description><![CDATA[
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <p style="MARGIN: 12pt 0cm 3pt; TEXT-ALIGN: justify"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 10.0pt"></span></b>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 12pt 0cm 3pt"><span style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 10.0pt">KADR SURESİ</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">1)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> Hasan b. Ali dedi ki: &#8220;Nebi&#8217;ye kendi minberi üzerinde Beni Ümeyye gösterildiği zaman bunu hoş karşılamadı. Bunun üzerine Kevser ve Kadr sureleri indi. Öyleki bunlar nebinin Beni Ümeyye&#8217;den, herşeyden daha öncelikli olduğunu göstermektedir.&#8221; (Tirmizi; Hakim; İbn Cerir; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul) </span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Kasım el-Haddani dedi ki: &#8220;Biz bir de saydık ki bu bin ay olmakta ne artmakta ne de eksilmektedir.&#8221; Tirmizi, bu gariptir, demiş. Müzni ve İbn Kesir ise gerçekten bu münkerdir, demiştir.</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">3)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> Mücahid dedi ki: Nebi (s.a.v.) İsrailoğullarından silahlanıp da tam bin ay Allah yolunda gündüz cihad eden, gece sabaha kadar namaz kılan bir adamı zikretti. Bundan dolayı müslümanlar hayretler içerisinde kaldılar. Bunun üzerine Allah teala bu ayetleri indirdi. Nebi (s.a.v.) buyurdu ki: <i>&#8220;Yani Kadir gecesi, silah kuşanıp cihad eden adamın bin ayından daha hayırlıdır.&#8221;</i> (Mürsel hadistir. İbn Cerir; İbn Ebi Hatim; Suyuti, ed-Dürr: 6/371; Vahidi, Esbab-ı Nüzul; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul) </span></p><p style="MARGIN: 12pt 0cm 3pt"><span style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 10.0pt">ZİLZAL SURESİ</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">1)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> Bu ayet indiğinde Ebu Bekir oturuyordu. Ağlamaya başladı. Rasulullah ona buyurdu ki: <i>&#8220;Seni ağlatan şey nedir ey Ebu Bekir?&#8221;</i> O da dedi ki: &#8220;Beni ağlatan bu suredir. Rasulullah:<i> &#8220;Eğer siz hata yapmayıp, günah işlemeseydiniz, Allah sizden sonra hata yapan ve günah işleyen bir ümmet yaratırdı. Sonra onlara mağfiret edilirdi.&#8221; </i>buyurdu. (Bu hadisin senedinde bulunan Huyey b. Abdullah&#8217;ın sika ve zayıflığı hakkında ihtilaf edilmiştir. Fakat senetteki diğer raviler hakkında sıhhatlidirler, ifadesi kullanılmıştır. Heysemi, Mecmau&#8217;z-zevaid: 7/141; Vahidi, Esbab-ı Nüzul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">7)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> Mukatil şöyle dedi: &#8220;Bu ayetler iki kişi hakkında inmiştir. Onlardan her birisine bir dilenci gelirdi. O da o dilenciye, hurma, parça ekmek ve ceviz verip şöyle derdi: &#8220;Bu da bir şey mi ki, biz verdiğimiz şey üzerine ücretleniriz ve biz de bunu severiz.&#8221; Diğer bir adam da az bir günahı önemsemez hafif görürdü. Yalan, gıybet ve harama bakmak gibi. Sonra şöyle derdi: &#8220;Bundan bana bir günah hasıl olmaz. Allah ateş ancak büyük günahlara vadetmiştir.&#8221; Bunun üzerine Allah bu ayetleri az bir hayra teşvik için indirdi. Zira o yakında çok olur. Ve bir de azımsanan günahtan sakındırmak için indirdi. Zira o yakında çok olur. (Mürsel hadistir. Vahidi, Esbab-ı Nüzul) </span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Said b. Cübeyr dedi ki: &#8220;İnsan: 76/8 ayeti inince müslümanlar birşey infak edecekleri zaman onu az da olsa geciktirmeden verirlerdi. Öte yandan bazı kimseler de yalan, göz zinası, gıybet vs. gibi günahlar konusunda kınanmadıklarını zannederlerdi. &#8220;Allah, ancak büyük günah işleyenlere ateşi vaad etmiştir.&#8221; derlerdi. Bunun üzerine bu ayetler indi.&#8221; (İbn Ebi Hatim; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul) </span></p><p style="MARGIN: 12pt 0cm 3pt"><span style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 10.0pt">ADİYAT SURESİ</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">1)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> Mukatil dedi ki: &#8220;Rasulullah (s.a.v.) Kinane oğullarından bir kabileye bir seriyye gönderdi. Seriyyenin başına el-Münzir<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>b. Amr el-Ensari&#8217;yi komutan tayin etmişti. Onlardan bir müddet haber gelmedi. Bunun üzerine münafıklar dediler ki: &#8220;Onların hepsi öldürüldüler.&#8221; Allah teala seriyyeden haber verdi ve bu ayeti indirdi.&#8221; (Mürsel hadistir. Vahidi, Esbab-ı Nüzul) </span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">İbn Abbas dedi ki: &#8220;Rasulullah atlı bir grup gönderdi de onlardan bir ay geçtiği halde bir haber gelmedi. Bunun üzerine bu ayet indi. Yani burun delikleriyle soluyarak koşan atlara yemin ederim, demektir.&#8221; (Senedi zayıftır. Bezzar; İbn Ebi Hatim; Hakim; Heysemi. Mecmau&#8217;z-zevaid: 7/142; Vahidi, Esbab-ı Nüzul; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul) </span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span></span><span></span><span style="mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-font-size: 14.0pt"><span></span><span></span><font size="2"></font></span><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 12pt 0cm 3pt; tab-stops: 7.1pt"><span style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 10.0pt">TEKASÜR SURESİ</span><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-ansi-font-size: 14.0pt"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Mukatil ve Kelbi şöyle dedi: &#8220;Bu sure Kureyş&#8217;ten iki kabile hakkında indi. Abdi Menaf ve Sehm oğulları. Bu iki kabile arasında anlaşmazlık, münakaşa vardı. Hangisinde efendi ve şerefliler çok diye her iki tarafın efendilerini ve şereflilerini saydılar. Abd-i Menaf oğulları: &#8220;Biz, efendiler bakımından daha çoğuz ve güç bakımından da daha güçlüyüz, sayı bakımından daha fazlayız.&#8221; dediler. Sehm oğulları da aynı şeyleri söylediler. Fakat Abd-i Menaf oğulları daha fazla geldiler. Sonra dediler ki: &#8220;Ölülerimizi de sayalım.&#8221; Nihayet ölüleri ziyaret ettiler ve ölülerini saydılar. Bu sefer de Sehm oğulları fazla geldiler. Çünkü onlar cahiliyye devrinde sayı bakımından daha çok idiler.&#8221; Bu ayet de bu sebepten dolayı indirildi.&#8221; (Mürsel hadistir. İbn Ebi Hatim; Vahidi, Esbab-ı Nüzul; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul) </span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Katade şöyle dedi: &#8220;Bu sure Yahudiler hakkında inmiştir. Yahudiler dedi ki: &#8220;Biz falan oğullarından daha fazlayız. Falan oğulları da falan oğullarından daha çoktur.&#8221; Böylece onları bu çoklukla ilgili iddialaşma ölünceye kadar meşgul etti ve sapıklık da ölünceye kadar bu hal devam etti.&#8221; (Mürsel hadistir. Vahidi, Esbab-ı Nüzul) </span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Ali dedi ki: &#8220;Biz kabir azabı hakkında şüphe ederdik. Nihayet bu sure indi. Yani kabir azabı hakkında yakında bileceksiniz.&#8221; (İbn Cerir, Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul) </span></p><p style="MARGIN: 12pt 0cm 3pt"><span style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 10.0pt">HÜMEZE SURESİ<i></i></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Osman b. Ömer dedi ki: &#8220;Bu ayet Ubeyy b. Halef hakkında inmiştir.&#8221; (İbn Ebi Hatim;<b><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span></b>Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Suddi dedi ki: &#8220;Bu ayet Ahnes b. Şüreyk hakkında inmiştir.&#8221; (Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Rikka ehlinden birisi dedi ki: &#8220;Bu ayet Amir b. el-Cüheni hakkında inmiştir.&#8221; (İbn Cerir; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">İbn İshak dedi ki: Ümeyye b. Halef, Rasulullah&#8217;ı görünce yüzüne karşı alay eder, arkadan da çekiştirirdi. Bunun üzerine bu ayet indi.&#8221; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span><b></b></span></p><p style="MARGIN: 12pt 0cm 3pt"><span style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 10.0pt">FİL SURESİ</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Bu sure, Fil Ashabının kıssası, Ka&#8217;be&#8217;yi tahrib etme niyetleri, Allah teala&#8217;nın onlara ne yaptığı, beytinden nasıl geri çevirdiği ve onların nasıl helak oldukları hakkında inmiştir. Bu bilinen bir şeydir. (Vahidi, Esbab-ı Nüzul)</span></p><p style="MARGIN: 12pt 0cm 3pt"><span style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 10.0pt">KUREYŞ SURESİ</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Bu sure, Kureyş ve Allah&#8217;ın Kureyş&#8217;e minneti hakkında inmiştir. (Vahidi, Esbab-ı Nüzul) </span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Ümmü Hani b. Ebi Talib&#8217;den Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: <i>&#8220;Allah teala Kureyş&#8217;i yedi özellikle üstün kıldı. Bu yedi özellik Kureyş&#8217;ten önce hiç kimseye verilmediği gibi, daha sonra da hiç kimseye verilmeyecektir. Zira hilafet onlarda kalacak, hacılara su verme onlarda kalacak, nübüvvet onlardadır-ki ben de o kabileden birisiyim-. Fil ashabına karşı onlara yardım olundu. Ve onlar yedi yıl Allah teala&#8217;ya ibadet ettiler. Onlardan başka hiç kimse böyle yapmadı. Ve onlar hakkında bir sure inmiştir ki, bu surede onlardan başkasının ismi zikredilmedi.&#8221; </i>(Senedi zayıftır. Hakim, Müstedrek: 2/536, Taberani, el-Kebir: 24/409; Suyuti, ed-Dürr: 6/396; Vahidi, Esbab-ı Nüzul; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp; </span></span></p><p style="MARGIN: 12pt 0cm 3pt"><span style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 10.0pt">MAUN SURESİ</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Mukatil ve Kelbi şöyle dedi: &#8220;Bu sure As b. Vail es-Sehmi hakkında inmiştir.&#8221; (Mürsel hadistir. Vahidi, Esbab-ı Nüzul) </span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">İbn Cüreyc dedi ki: &#8220;Ebu Süfyan b. Harb her hafta iki tane deve keserdi. Ona bir yetim geldi ve ondan bir şey istedi. O da değnekle yetimi kovdu. Bunun üzerine Allah teala bu ayetleri indirdi.&#8221; (Mürsel hadistir. Vahidi, Esbab-ı Nüzul) </span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">İbn Abbas dedi ki: &#8220;Bu sure namazlarında mü&#8217;minleri görünce riya yapan, gittikleri zaman da namazlarını terkeden, en ufak bir iyiliği dahi olsa meneden kimseler hakkında inmiştir.&#8221; (İbn Münzir; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span></span></p><p style="MARGIN: 12pt 0cm 3pt"><span style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 10.0pt">KEVSER SURESİ</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">İbn Abbas dedi ki: &#8220;Bu sure As b. Vail hakkında inmiştir. Rasulullah mescidden çıkarken o da mescide giriyordu. Sehm oğulları kapısında karşılaştı ve konuştular. Kureyş&#8217;in ileri gelenlerinden bir grup da mescitte oturuyorlardı. As b. Vail mescide girince: &#8220;Konuştuğun adam kimdi?&#8221; diye sordular. O da: &#8220;Şu soyu kesik!&#8221; deyip Rasulullah&#8217;ı kastetti. Bu olaydan önce Rasulullah&#8217;ın Hatice&#8217;den dünyaya gelen oğlu Abdullah vefat etmişti. Onlar oğlu olmayan kimseye bu tabiri kullanırlardı. Bunun üzerine Allah teala bu sureyi indirdi. (Senedi yoktur. Suyuti, ed-Dürr: 6/401; Vahidi, Esbab-ı Nüzul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Yezid b. Ruman şöyle dedi: &#8220;Rasulullah&#8217;ın ismi anıldığında As b. Vail şöyle derdi: &#8216;Bırakın onu, o, soyu kesiğin birisidir. Onun devamı yoktur. Eğer ölürse onun zikri de kesilir ve siz de ondan kurtulursunuz.&#8221; Bunun üzerine Allah teala bu sureyi indirdi.&#8221; (Mürsel hadistir. Vahidi, Esbab-ı Nüzul) İbn Abbas şöyle dedi: &#8220;As b. Vail Muhammed&#8217;e uğrayarak şöyle derdi. &#8220;Ben seni kınıyorum. Zira sen erkeklerden soyu kesik bir insansın.&#8221; Bunun üzerine Allah teala bu sureyi indirdi.&#8221; (İbn Cerir: 30/212; Vahidi, Esbab-ı Nüzul)</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">İbn Abbas dedi ki: &#8220;Ka&#8217;b b. Eşref Mekke&#8217;ye gelince Kureyş ona: &#8220;Sen onların efendisisin. Görmüyor musun kavminin içindeki bu soyu kesiği! Kendi kendini bizden üstün sanmakta. Halbuki biz hacılara bakan, onları gözeten ve su dağıtan kimseleriz.&#8221; dedi. O da: &#8220;Siz onlardan daha hayırlısınız.&#8221; dedi. Bunun üzerine bu sure nazil oldu.&#8221; (Bezzar, sahih isnadla; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp; </span></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">İkrime dedi ki: &#8220;Nebi&#8217;ye (s.a.v.) vahiy inince Kureyş: &#8220;Muhammed bizden soyunu yitirdi.&#8221; dedi. Bunun üzerine bu sure nazil oldu.&#8221; (İbn Münzir; İbn Ebi Şeybe, Musannef; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Suddi dedi ki: &#8220;Kureyş kabilesi bir adamın erkek oğlu öldüğü zaman: &#8220;Filancanın soyu kesildi.&#8221; derlerdi. Nebi&#8217;nin oğlu ölünce As b. Vail: &#8220;Muhammed&#8217;in soyu kesildi.&#8221; dedi<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>ve bu sure nazil oldu. (İbn Ebi Hatim; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp; </span></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Muhammed b. Ali dedi ki: &#8220;O çocuğun ismi, Kasım&#8217;dır.&#8221; (Beyhaki, Delail; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp; </span></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Mücahid dedi ki: &#8220;Bu sure As b. Vail hakkında nazil olmuştur. Nitekim kendisi: &#8220;Muhammed&#8217;in soyu kesildi.&#8221; demişti. (Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul) Ebu Eyyub dedi ki: &#8220;Rasulullah&#8217;ın oğlu İbrahim vefat edince müşrikler aralarında koşuşturarak: &#8220;Şüphesiz bu çocuk bu gece soyu kestirtti.&#8221; dediler. Bunun üzerine bu sure indi.&#8221; (Taberani zayıf senedle; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul) </span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Said b. Cübeyir dedi ki: &#8220;Bu sure Hudeybiye günü Nebi&#8217;nin yanına Cibril&#8217;in gelip: &#8220;Kurban kes ve geri dön.&#8221; demesi üzerine indi. Bunun üzerine Rasulullah ayağa kalktı, fıtır ve kurban hutbesi okudu, sonra da iki rekat namaz kıldı, sonra da kurbanlık hayvanlara yönelip kurban kesti.&#8221; (Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul. Suyuti dedi ki: Bunda gerçekten bir gariplik söz konusudur.)</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Şemre b. Atıyye dedi ki: &#8220;Ukbe b. Ebi Muayt, nebinin bir oğlu kalmadığını öğrenince: &#8220;Onun soyu kesiktir.&#8221; dedi. Bundan dolayı bu sure indi.&#8221; (Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">İbn Cüreyc dedi ki: &#8220;Nebi&#8217;nin oğlu İbrahim vefat edince Kureyş: &#8220;Muhammed&#8217;in soyu kesildi.&#8221; dediler ve Nebi&#8217;ye buğzettiler. Bunun üzerine Rasulullah&#8217;ı teselli etmek için bu sure indi.&#8221; (Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp; </span></span></p><p align="center" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: center"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">KAFİRUN SURESİ</span></b><b><span style="mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-font-size: 14.0pt"></span></b></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Bu sure Kureyş&#8217;ten bir topluluk hakkında nazil olmuştur. Onlar: &#8220;Ey Muhammed, gel sen bizim dinimize tabi ol. Biz de senin dinine tabi olalım. Bir yıl sen bizim ilahlarımıza ibadet et, bir yıl da biz senin ilahına ibadet edelim. Eğer tanrılarımıza ibadet etmek suretiyle bir hayra ulaşırsan, bize iştirak edersin. Biz de bundan bir zevk duyarız. Yok eğer biz senin tanrına ibadet eder, senin elinle bir hayra ulaşırsak, sana iştirak ederiz. Bundan da sen zevk duyarsın.&#8221; dediler. Rasulullah buyurdu ki: <i>&#8220;Kendisinden başkasını Allah&#8217;a şirk koşmaktan Allah&#8217;a sığınırım.&#8221;</i> Bunun üzerine Allah teala bu surenin tamamını indirdi. Rasulullah erkenden Mescid-i Haram&#8217;a gitti. Mescid Kureyşlilerle dolu idi. Bu sureyi sonuna kadar onlara okudu. Bu yüzden Kureyşliler ümitsizliğe düştüler. (Suyuti, ed-Dürr: 6/404; Vahidi, Esbab-ı Nüzul)</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">İbn Abbas dedi ki: Kureyş kabilesi Rasulullah&#8217;a mal vermeyi, böylece Mekke&#8217;nin en zengin adamı olmasını vaad etmişler, aynı zamanda onu kadınlarla evlendirme vaadinde de bulunmuşlardı. Rasulullah&#8217;a şöyle dediler: &#8220;Bunları sana vereceğiz ya Muhammed! Ancak ilahlarımıza sövmeyi bırak, onlar hakkında kötü konuşma. Şayet yapmazsan, gel ilahlarımıza bir yıl ibadet et.&#8221; dediler. Nebi (s.a.v.) de : <i>&#8220;Bir bakayım Rabbim bana neyi emredecek?&#8221;</i> dedi. Allah bu sureyi ve: <i>&#8220;Ey cahiller, Allah&#8217;tan başkasına ibadet etmemi mi bana emrediyorsunuz?&#8221;</i> ayetini indirdi. (Taberani; İbn Ebi Hatim;<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>Suyuti, Esbab-ı Nüzul) İbn Münzir de bunun benzerini İbn Cüreyc&#8217;den nakletmiştir. (Suyuti, Esbab-ı Nüzul) Said b. Meyna dedi ki: &#8220;Velid b. Muğire, As b. Vail, Esved b. Muttalib ve Ümeyye b. Halef Rasulullah&#8217;la karşılaşıp: &#8220;Ey Muhammed, haydi gel, taptıklarımıza tap ve biz de taptıklarımıza tapmaya devam edelim. Böylece sen de bize bu konuda iştirak etmiş olursun.&#8221; dediler. Bunun üzerine bu sure nazil oldu. (İibn Ebi Hatim, Suyuti, Esbab-ı Nüzul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp; </span></span></p><p style="MARGIN: 12pt 0cm 3pt"><span style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 10.0pt"><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp; </span>NASR SURESİ</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Bu sure, Nebi&#8217;nin Huneyn Gazvesinde indi. Nebi (s.a.v.) bu surenin inişinden sonra iki sene daha yaşadı. (Vahidi, Esbab-ı Nüzul) </span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">İbn Abbas dedi ki: &#8220;Rasulullah, Huneyn Gazvesinden geldiğinde, Allah teala bu sureyi indirdi. Rasulullah buyurdu ki:<i> &#8220;Ey Ali b. Ebi Talib, ey Fatıma, şüphesiz Allah&#8217;ın yardımı ve fethi geldi. Ben insanların Allah&#8217;ın dinine bölük bölük girdiğini gördüm. Rabbimi hamd ile tesbih ederim. Çünkü O tevbeleri çokça kabul edendir.&#8221;</i> (Zayıf hadistir. Suyuti, ed-Dürr: 6/407; Vahidi, Esbab-ı Nüzul)</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Zühri dedi ki: &#8220;Rasulullah fetih yılı Mekke&#8217;ye girdiği zaman Halid b. Velid&#8217;i Kureyş müşrikleriyle Mekke&#8217;nin alt taraflarında savaşması için gönderdi. Allah&#8217;ın yardımıyla onları yendiler. Sonunda Allah&#8217;ın dinine girdiler, fetih gerçekleşti. Allah da bu ayeti indirdi.&#8221; (Abdurrezzak, Musannef; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp; </span></span></p><p style="MARGIN: 12pt 0cm 3pt"><span style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 10.0pt">TEBBET SURESİ</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">İbn Abbas dedi ki: &#8220;Rasulullah bir gün Safa tepesine çıktı ve: <i>&#8220;Ey Sabahah, koşun ey Kureyş topluluğu!&#8221;</i> diye nida etti. Bunun üzerine Kureyş toplandı ve: &#8220;Ne istiyorsun? Ne haberin var?&#8221; dediler. O da: <i>&#8220;Ben size sabah akşam düşman baskısına uğrayacağınızı haber verecek olsam beni tasdik eder misiniz?&#8221;</i> diye sordu. Onlar: &#8220;Evet&#8221; dediler. Rasulullah buyurdu ki: <i>&#8220;Ben sizi önünüzdeki şiddetli azabtan sakındıran biriyim.&#8221; Bunun üzerine Ebu Leheb: &#8220;Seni helak olasıca. Bizi bunun için mi topladın?&#8221; </i>dedi. Allah teala da bu sureyi indirdi.&#8221; (Buhari, Cenaiz: 1394, Menakıb: 3525, Tefsir: 4801, Müslim, İman: 355, 356. Tirmizi, Tefsir: 3363, Nesai, Tefsir: 734; Vahidi, Esbab-ı Nüzul; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">İbn Abbas şöyle dedi: &#8220;Rasulullah ayağa kalktı ve şöyle dedi<i>: &#8220;Ey Galib oğulları, ey Mürre oğulları, ey Kilab oğulları, ey Kusayy oğulları, ey Abd-i Menaf oğulları! Ben, siz &#8216;lailahe illallah&#8217; demedikçe size Allah&#8217;tan gelecek bir zararı ne önleyebilirim, ne de dünyadan bir nasip sağlayabilirim.&#8221; </i>Bunun üzerine Ebu Leheb: &#8220;Helak olasıca bizi bunun için mi buraya topladın?&#8221; dedi. Allah teala da bu sureyi indirdi.&#8221; (Zayıf hadistir. Çünkü senetteki Kelbi yalancılıkla itham edilmiştir. Vahidi, Esbab-ı Nüzul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">İbn Abbas dedi ki: <i>&#8220;En yakın akarabalarını uyar!&#8221; (Şuara: 2/214)</i> ayeti inince Rasulullah Safa tepesine geldi ve O&#8217;nun üzerine çıktı. Sonra şöyle seslendi: <i>&#8220;Ya Sabahah, ey Kureyş topluluğu!&#8221;</i> Bunun üzerine insanlar toplandı. Daveti duyanlardan bazısı geliyor, bazısı da yerine adam gönderiyordu. Rasulullah buyurdu ki: <i>&#8220;Ey Abdu&#8217;l-Muttalib oğulları, ey Fihr oğulları, ey Lüey oğulları! Eğer ben size şu dağın eteğinden atlıların çıkacağını ve onların size zarar vereceklerini haber versem beni tasdik eder misiniz?&#8221;</i> Onlar da: &#8220;Evet.&#8221; dediler. Rasulullah: <i>&#8220;Öyleyse ben sizi önünüzdeki şiddetli azabtan sakındıran birisiyim.&#8221;</i> buyurdu. Bunun üzerine Ebu Leheb: &#8220;Helak olasıca. Bizi davetin bunun için miydi?&#8221; dedi. Allah teala da bu sureyi indirdi.&#8221; (Buhari, Cenaiz: 1394, Menakıb: 3525, Tefsir: 4801, Müslim, İman: 355, 356. Tirmizi, Tefsir: 3363, Nesai, Tefsir: 734; Vahidi, Esbab-ı Nüzul) </span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Yezid b. Zeyd denilen Hemdan&#8217;lı bir adam dedi ki: &#8220;Ebu Leheb&#8217;in karısı Nebi&#8217;nin yoluna diken parçaları koyardı. Bundan dolayı bu sure indi.&#8221; (İbn Cerir; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp; </span></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">İbn Münzir de İkrime&#8217;den buna benzer olarak rivayet etmiştir. (Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp; </span></span></p><p style="MARGIN: 12pt 0cm 3pt"><span style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 10.0pt">İHLAS SURESİ<i></i></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Katade, Dahhak ve Mukatil şöyle dedi: &#8220;Yahudilerden bir grup insan Rasulullah&#8217;a gelip dediler ki: &#8220;Rabbini bize tanıt, Allah Tevrat&#8217;ta kendi sıfatını, durumunu bildirdi. O, nasıl bir şeydir? Cinsi nedir? Altından mıdır yoksa bakırdan veya gümüşten midir? O, yer ve içer mi? Dünya O&#8217;na kimden kaldı? O&#8217;nun varisi kimdir? Bunun üzerine Allah teala bu sureyi indirdi. İnen bu sure, Allah teala&#8217;nın hususi nisbesidir.&#8221; (Senedi zayıftır. Tirmizi: 3364; Vahidi, Esbab-ı Nüzul)</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Ubeyy b. Ka&#8217;b dedi ki: &#8220;Müşrikler Rasulullah&#8217;a şöyle dediler: &#8220;Rabbini bize tanıt.&#8221; Bunun üzerine Allah teala bu sureyi indirdi. Samed, Hiçbir şeye muhtaç olmayan, herşeyin kendisine muhtaç olduğu varlıktır. Allah doğmaya ve doğrulmaya ihtiyacı olmayandır. Çünkü doğrulan birşey ölecek demektir. Ölecek kimseye de varis olunacak demektir. Allah teala ne ölür, ne de kimse ona varis olur. Hiçbir şey O&#8217;na ne benzer olabilir ve ne de denk olabilir.&#8221; (Senedi zayıftır. Tirmizi: 3364; Vahidi, Esbab-ı Nüzul; Suyuti, Esbab-ı Nüzul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Cabir dedi ki: &#8220;Rasulullah&#8217;a: &#8220;Ey Allah&#8217;ın Rasulü, Rabbini bize anlat!&#8221; demeleri üzerine Allah teala bu sureyi indirdi.&#8221; (Bu hadisin senedindeki İsmail b. Mücahid, doğru bir kimse olmakla beraber, isnad esnasında hata yapabilirmiş. El-Mecruhin: 3/10; İbn Cerir: 30/321, Suyuti, ed-Dürr: 6/410; Vahidi, Esbab-ı Nüzul)</span><span style="mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-font-size: 14.0pt"></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Cabir b. Abdullah, bu surenin Mekke&#8217;de nazil olduğunu söylemiştir. (Taberani; İbn Cerir;<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">İbn Abbas dedi ki: &#8220;İçlerinde Ka&#8217;b b. Eşref ve Huyey b. Ahtab&#8217;ın da bulunduğu bazı yahudiler Rasulullah&#8217;a gelip: &#8220;Ya Muhammed! Seni gönderen Rabbini bize vasfet!&#8221; dediler. Bunun üzerine bu sure indi.&#8221; (İbn Ebi Hatim; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">İbn Cerir bunu Katade&#8217;den de tahric etmiştir. İbn Münzir bunun benzerini Said b. Cübeyir&#8217;den de tahric etmiştir. Kendisi bu ayetin Medine&#8217;de indiğine dair delil getirmiştir.<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">İbn Cerir&#8217;in Ebu Aliye&#8217;den yaptığı tahrice göre dedi ki: Katade dedi ki: &#8220;Hizipler Rasulullah&#8217;a dediler ki: &#8220;Bize Rabbini vasfet!&#8221; Bunun üzerine Cebrail bu sureyi getirdi.&#8221; (Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Ubey hadisinde müşriklerin soru sorması bu surenin Medine&#8217;de indiğini göstermektedir. Tıpkı İbn Abbas hadisinin işaret ettiği gibi. Böylelikle iki hadis arasında bir zıtlık bulunmamış olur. Ancak Kitabu&#8217;l-Azame adlı eserde Ebu Şeyh&#8217;in İbane yoluyla Enes&#8217;den yaptığı tahrice göre şöyle demiştir: &#8220;Hayber Yahudileri Rasulullah&#8217;a gelip: &#8220;Ya Ebe&#8217;l-Kasım! Allah melekleri hicab nurundan yaratmış, Adem&#8217;i yoğrulmuş çamurdan ve İblis&#8217;i de kızgın ateşten, göğü dumandan, yeryüzünü suyun köpüğünden yaratmıştır. Dolayısıyla bizlere Rabbinden haber ver!&#8221; dediler. Nebi de cevap vermedi. Cibril bu sureyi indirdi.&#8221; (Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)</span></p><p style="MARGIN: 12pt 0cm 3pt"><span style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 10.0pt">FELAK VE NAS SURELERİ</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Müfessirler demişlerdir ki: Rasulullah&#8217;a hizmet eden yahudi bir çocuk vardı. Yahudiler ona yaklaştılar ve ondan Rasulullah&#8217;ın baş tarağını ve tarağın dişlerinden bir miktar alıncaya kadar ayrılmadılar. O da onları aldı ve onlara verdi. Onlar da Rasulullah&#8217;a sihir yaptılar. Yahudi Lebid b. A&#8217;sam bu işi üzerine aldı. Sonra adına &#8216;Zervan&#8217; denilen Beni Zurayk kuyusunda o sihri gizledi. Bu sebeple Rasulullah hastalandı. Başının saçları yayıldı ve saçıldı. Bu, altı ay devam etti. Hanımları ona gidiyolar, fakat o, hanımlarına gitmiyordu. Rasulullah erimeye başladı. Başına geleni de bilmiyordu. Birgün uyurken ansızın ona iki melek geldi. Birisi baş tarafına, diğeri de ayak tarafına oturdu. Baş tarafına oturan dedi ki: &#8220;Bu adama ne oluyor?&#8221; Diğeri de: &#8220;Tubbe yapıldı.&#8221; dedi. Öbürü: &#8220;Tubbe nedir?&#8221; diye sordu. Diğeri de : &#8220;Sihirdir.&#8221; dedi. Öbürü: &#8220;Ona kim sihir yapmış?&#8221; dedi. Diğeri: &#8220;Yahudi Lebid b. A&#8217;sam&#8221; diye cevap verdi. Sordu ki: &#8220;Ne ile sihir yapmış?&#8221; O da: &#8220;Saç tarağıyla.&#8221; dedi. &#8220;O nerededir?&#8221; diye sordu. Diğeri: &#8220;Zirvan kuyusunda su çekilirken ayak basılan taşın altında hurma çiçeğinin kabuğuna sarılı.&#8221; dedi. Rasulullah uyandı ve buyurdu ki: <i>&#8220;Ey Aişe, anladın mı? Allah teala bana hastalığımı haber verdi.&#8221;</i> Sonra Ali, Zübeyr ve Ammar b. Yasir&#8217;i gönderdi. Bu kuyunun suyunu boşalttılar. Sanki su, bekletilmiş üzüm gibiydi. Sonra taşı kaldırdılar ve hurma çiçeğini kabuğuna çıkardılar. Bir de baktılar ki, Rasulullah&#8217;ın tarağı ile tarağının dişleri ve bir de o hurma çiçeğinin kabuğunda kendisinde on bir düğüm bulunan bağlanmış ve iğne ile birbirine geçirilip batırılmış bir ip var. Bunun üzerine Allah teala muavizeteyn surelerini indirdi. Rasulullah her bir ayeti okudukça bir düğüm çözüldü. Rasulullah rahatladı. Son düğümler de çözülünce Rasulullah sanki bağlandığı bir ip etrafından çözülmüş gibi rahatladı. Cebrail şöyle demeye başladı: &#8220;Seni Allah&#8217;ın adıyla tedavi ediyorum. Sana eziyet veren her şeyden, hased edenden, nazar edenden, Allah sana şifa versin.&#8221; Bunun üzerine dediler ki: &#8220;Ey Allah&#8217;ın Rasulü, habisin başını yaralım mı? Onu öldürelim mi?&#8221; Rasulullah buyurdu ki: <i>&#8220;Allah bana şifa verdi. İnsanlara şer dağıtmayı hoş görmem.&#8221;</i> Bu davranış da Rasulullah&#8217;ın hilmindendir.&#8221; (Buhari, Tıbb: 5766; Müslim, Selam: 44/2189; Beyhaki, Delailu&#8217;n-nübüvve; Vahidi, Esbab-ı Nüzul; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Aişe dedi ki: &#8220;Rasulullah&#8217;a sihir yapıldı. O, öyle bir hale geldi ki yapmadığı halde birşey yapmış vehmine kapıldı.&#8221; Aişe diyor ki: &#8220;Bir gün benim yanımdayken Allah&#8217;a dua etti ve O&#8217;nu çağırdı. Sonra dedi ki: <i>&#8220;Ey Aişe hissettin mi?Allah kendisinden istediğimi bana verdi.&#8221;</i> Ben de dedim ki: &#8220;Nedir o ey Allah&#8217;ın rasulü?&#8221; Buyurdu ki: <i>&#8220;Bana iki melek geldi...&#8221;</i>dedi ve yukarıdaki şeyleri anlattı.&#8221; (Buhari, Tıbb: 5766; Müslim, Selam: 44/2189; Vahidi, Esbab-ı Nüzul)</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Enes b. Malik dedi ki: &#8220;Bir yahudi Rasulullah&#8217;a bir şeyler yaptı. Bundan dolayı da ona çokça acı isabet etti. Sahabeler onun yanına gelince ona bir şeylerin olduğunu anladılar. Cibril de kendisine Muavizeteyni indirdi. Rasulullah bu ikisi ile Allah&#8217;a sığındı. Bundan sonra da ashabına sıhhatli olarak çıkmış oldu.</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span></span><span></span><span style="mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-font-size: 14.0pt"><span></span><span></span><font size="2"></font></span><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span></span><span></span><span style="mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-font-size: 14.0pt"><span></span><span></span><font size="2"></font></span></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>22 May 2008 10:12:30 GMT</pubDate>
		<guid>http://rifai.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007937585</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>ESBABI NUZ&#220;L 10</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://rifai.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007937351</link>
		<description><![CDATA[
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <p style="MARGIN: 12pt 0cm 3pt"><span style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-ansi-language: EN-US"><font color="#006600">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İNFİTAR SURESİ</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">6)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> İkrime dedi ki: &#8220;Bu ayet Ubeyy b. Halef hakkında nazil olmuştur.&#8221; (İbn Ebi Hatim; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)</span><span style="mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-font-size: 14.0pt"></span></font></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span></span><span></span><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><span></span><span></span><font face="Times New Roman"><font color="#006600"></font></font></span></b>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">MUTAFFİFİN</font></font></span></b></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">1)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> İbn Abbas dedi ki: &#8220;Nebi (s.a.v.) Medine&#8217;ye ayak bastığında, Medine halkı ölçme bakımından insanların en kötüsü idi. Bundan dolayı Allah teala bu ayetleri indirdi.&#8221; (Nesai, Tefsir: 674; İbn Mace, Ticaret: 2223; Hakim, Müstedrek: 2/33; Vahidi, Esbab-ı Nüzul; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp; </span></span></font></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">Kurazi şöyle dedi: &#8220;Medine&#8217;de ölçme ve tartıda hile yapan bazı tüccarlar vardı. Onların alış-verişleri kumara benzerdi: Münabeze, Mülamese ve Muhatara. Bunun üzerine Allah teala bu ayetleri indirdi. Rasulullah da çarşıya çıktı ve bu ayetleri okudu.&#8221; (Mürsel hadistir. Vahidi, Esbab-ı Nüzul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span></font></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">Süddi şöyle dedi: &#8220;Rasulullah Medine&#8217;ye ayak bastığında orada Ebu Cüheyne adında bir adam vardı. Onda iki tane ölçek vardı. Ölçeğin birisiyle verirdi, diğeriyle alırdı. Bu ayet de bu sebepten dolayı inmiştir.&#8221; (Mürsel hadistir. Vahidi, Esbab-ı Nüzul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span></font></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"></font></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">TARIK</font></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">1)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> Bu ayetler Ebu Talib hakkında inmiştir. O, Rasulullah&#8217;a geldi ve ona biraz ekmekle biraz da süt verdi. Rasulullah oturarak getirilenleri yerken bir yıldız kaydı ve yıldızın aktığı yer ateş oldu. Ebu Talib bundan korktu ve: &#8220;Bu nedir?&#8221; diye sordu. Rasulullah buyurdu ki: <i>&#8220;Bu, kendisiyle şeytanların vurulduğu bir yıldızdır ve o Allah&#8217;ın ayetlerinden bir ayettir.&#8221;</i> Ebu Talib hayret etti. Bunun üzerine Allah teala bu ayetleri indirdi.&#8221; (Senedi yoktur. Vahidi, Esbab-ı Nüzul) </span></font></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">5)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> İkrime dedi ki: &#8220;Bu ayet, Ebu&#8217;l-Eşed hakkında inmiştir. Bir sefer serzenişte bulunarak şöyle dedi: &#8220;Ey Kureyş topluluğu, kim beni Muhammed&#8217;den kurtaracaksa ona şu şu var. Şüphesiz Muhammed cehennem bekçilerinin on dokuz tane olduğunu söylüyor. Ben ise on tanesini tek başıma dokuz tanesini de sizin yardımınızla hallederim.&#8221; dedi. (İbn Ebi Hatim; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)</span></font></font></p><p style="MARGIN: 12pt 0cm 3pt"><span style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 10.0pt"><font color="#006600">A&#8217;LA SURESİ</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">6) </span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">İbn Abbas dedi ki: &#8220;Nebi&#8217;ye Cebrail vahiy getirdiği zaman Nebi (s.a.v.) vahyin başını okumadan Cebrail gitmezdi. Bunu da unutmaktan korktuğu için yapmaktaydı.&#8221; Bunun üzerine Allah teala bu ayeti indirdi.&#8221; (Hadisin isnadında Cüveybir vardır. Kendisi gerçekten zayıf birisidir. Taberani; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)</span></font></font></p><p align="center" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: center"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">ĞAŞİYE SURESİ</font></font></span></b></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">17)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> Katade dedi ki: &#8220;Yüce Allah cenettekileri vasıflayınca delalet ehli kimseler bundan dolayı gıpta ettiler. Allah da bu ayeti indirdi.&#8221; (Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)</span><span style="mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-font-size: 14.0pt"></span></font></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">BELED</font></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">27)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> Büreyde dedi ki: &#8220;Bu ayet Hamza hakkında inmiştir.&#8221; (İbn Ebi Hatim; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)</span></font></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">İbn Abas dedi ki: &#8220;Rasululah (s.a.v.): <i>&#8216;Her kim Rume kuyusunu satın alır ve bunu azaptan kurtulma vesilesi yaparak vakfederse, Allah da onu bağışlar.&#8217;</i> Bunun üzerine kuyuyu Osman (r.a.) satın aldı. Sonra da ona: <i>&#8220;Bu kuyu ile insanlara su dağıtmayı ister misin?&#8221;</i> diye buyurdu. O da: &#8220;Evet.&#8221; Dedi. Bundan dolayı da Allah Osman hakkında bu ayeti indirdi.&#8221; (Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)</font></font></span></p><p style="MARGIN: 12pt 0cm 3pt"><span style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 10.0pt"><font color="#006600">LEYL SURESİ</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">1)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> İbn Abbas dedi ki: &#8220;Hurma ağacı olan birisi vardı. O hurma ağacının dalları, çoluk çocuğu bulunan bir adamın evine doğru uzanıyordu. Hurma sahibi evine geldiğinde, hurma ağacına çıkar ve hurmadan almak isterdi. Çok kere hurma dökülürdü ve o fakirin çocukları da bunu alırlardı. Adam da hurma ağacından iner, hurmaları fakirin çocuklarının elinden alırdı. Eğer hurmayı çocuklardan birisinin ağzında bulursa, parmağını ağzına sokar ve hurmayı çıkarırdı. Fakir adam bu durumu Nebi&#8217;ye şikayet etti ve hurma sahibinden kendisine ulaşan eza ve cefayı haber verdi. Nebi: <i>&#8220;Sen git!&#8221;</i> buyurdu. Rasulullah hurma sahibiyle karşılaştı ve şöyle buyurdu: <i>&#8220;Dalları falancanın evinde bulunan hurmanı bana ver, onun yerine cennette sana bir hurmalık verilir.&#8221;</i> Hurma sahibi: &#8220;O bana verilmiştir. Benim daha çok hurmalarım var. Cennette meyveleri bundan daha hoşuma giden hurmalıklar yoktur.&#8221; dedi. Sonra adam gitti. Rasulullah&#8217;tan bu sözü işiten başka bir adam Rasulullah ile karşılaştı ve şöyle dedi: &#8220;Ey Allah&#8217;ın Rasulü, o adama verdiğini bana da verir misin? Yani o hurmalığı alırsam cennette bana da bir hurmalık verir misin?&#8221; dedi. Rasulullah: <i>&#8220;Evet.&#8221;</i> buyurdu. Bu şahıs gitti, hurmalığın sahibiyle pazarlık etti. &#8220;Sen bu hurmalığa karşılık Muhammed&#8217;in cennette bana bir hurmalık vereceğini anladın mı?&#8221; dedi. Bu sefer diğeri şöyle dedi: &#8220;Onun hurmaları benim hoşuma gidiyor.&#8221; O da: &#8220;Onu satmak ister misin?&#8221; diye sordu. Hurma sahibi: &#8220;Hayır, bana verileceğini zannedemediğim bir şeye karşılık ancak onu verebilirim.&#8221; dedi. Alıcı: &#8220;Peki, o zaman bizden ne istersin?&#8221; dedi. O da: &#8220;Kırk hurma isterim.&#8221; dedi. Müşteri ona: &#8220;Çok istedin. Bahçene düşen bir hurmana karşılık kırk hurma istiyorsun.&#8221; dedi. Satıcı sustu. Alıcı: &#8220;Sana kırk hurmalık veriyorum.&#8221; dedi. Satıcı: &#8220;Eğer doğru söylüyorsan bana şahit getir.&#8221; dedi. Satıcı oradan geçen bir grup insanı davet etti. Ona kırk hurmalık vereceğine dair onları şahit tuttu. Sonra Rasulullah&#8217;a gitti ve şöyle dedi: &#8220;Ey Allah&#8217;ın Rasulü, hurmalık artık benim mülkümdür. Senin tasarrufun altındadır.&#8221; Bunun üzerine Rasulullah evin sahibine gitti ve ona şöyle dedi: &#8220;Hurma senin ve evlatlarınındır.&#8221; Bunun üzerine Allah teala bu ayetleri indirdi. (Vahidi, Esbab-ı Nüzul; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul; İbn Kesir, bu çok garib bir rivayettir, demiş.) </span></font></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">İbn İshak, Abdullah&#8217;tan şunu rivayet etmiştir: &#8220;Ebu Bekir, Bilal&#8217;i Ümeyye b. Halef&#8217;ten on altına satın aldı ve serbest bıraktı. Bunun üzerine Allah teala ilk dört ayeti indirdi. Yani Ebu Bekir&#8217;in çalışması başka, Ümeyye&#8217;ninki başkadır.&#8221; (Suyuti, ed-Dürr: 6/358; Vahidi, Esbab-ı Nüzul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span></font></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">5)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> Ali (r.a.) şöyle dedi: Rasulullah buyurdu ki: <i>&#8220;Sizden hiçbir kimse yoktur ki onun cennetteki veya cehennemdeki yeri yazılmış olmasın.&#8221;</i> Sahabeler dediler ki: &#8220;Ey Allah&#8217;ın Rasulü, biz tevekkül etmeyelim mi?&#8221; Buyurdu ki: <i>&#8220;Amel ediniz. Zira herkes yaratıldığı şeye müyesserdir (onunla amel edecektir).&#8221; </i>Sonra bu ayetleri okudu.&#8221; (Buhari, Cenaiz: 1362, Tefsir: 4945, Edeb: 6217, Kader: 6605, Tevhid: 7552, Müslim, Kader: 6, 7/2647; Ebu Davud, Sünnet: 4694; Tirmizi, Kader: 2136; Nesai: 698, 699; İbnMace: 78; Vahidi, Esbab-ı Nüzul) </span></font></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">Abdullah, ailesinden birinden rivayet etti: &#8220;Ebu Kuhafe oğlu Ebu Bekr&#8217;e şöyle dedi: &#8220;Oğulcağızım görüyorsun ki sen zayıf bir köleyi satın alıp salıveriyorsun. Eğer sen kuvvetli kimseleri hürriyetine kavuştursaydın, seni düşmanlarından korurlar ve senin önünde dikilirlerdi.&#8221; Ebu Bekir de: &#8220;Babacığım ben, isteyeceğimi ancak Allah&#8217;tan istiyorum.&#8221; dedi. Bunun üzerine bu ayetler indi.&#8221; (Hakim, Müstedrek: 2/525; Vahidi, Esbab-ı Nüzul; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul) </font></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">İbn Zübeyr minberdeyken onu işiten kimse şöyle dediğini söylüyor: &#8220;Ebu Bekir zayıf köleleri satın alıp salıveriyordu. Babası Ebu Bekr&#8217;e dedi ki: &#8220;Oğlum keşke sen, sırtını koruyacak kimseleri satın alıp da salıversen.&#8221; O da dedi ki: &#8220;Ben sırtımın müdafasını murad etmiyorum. Bunun üzerine bu ayetler indi. (Senedi yoktur. Bezzar; Vahidi, Esbab-ı Nüzul; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp; </span></font></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">Urve dedi ki: &#8220;Ebu Bekir yedi kölesini sırf Allah&#8217;ın rızasını elde etmek, azabından kurtulmak için azad etmiştir. Bunun üzerine bu ayetler onun hakkında inmiştir.&#8221; (İbn Ebi Hatim; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul) </font></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"></font></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">19)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> İbn Abbas dedi ki: &#8220;Bilal müslüman olunca putlara gidip üzerlerine bevletti. O Abdullah b. Cud&#8217;an&#8217;ın kölesi idi. Bunun üzerine müşrikler Bilal&#8217;in yaptığını ona şikayet ettiler. O da onu müşriklere teslim etti ve putları için yüz deve kestiler. Onlar da Bilal&#8217;i yakalayıp kızgın taşlar üzerine yatırıp kendisine işkence etmeye başladılar. O ise: &#8220;Allah bir, Allah bir.&#8221; diyordu. Bu esnada Rasulullah ona uğrayıp:<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: EN-US"></span></font></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><i><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;</span>&#8220;Allah bir, Allah bir demen seni kurtaracaktır.&#8221;</span></i><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> buyurdu. Sonra Rasulullah Bilal&#8217;in Allah yolunda işkence edilişini Ebu Bekir&#8217;e haber verdi. Ebu Bekir de bir batman altın yüklenip, gidip onu bu altın karşılığında satın aldı. Bunun üzerine müşrikler dediler ki: &#8220;Ebu Bekir bu işi ancak Bilal&#8217;in kuvvetli bir adam oluşuna karşılık böyle yaptı.&#8221; Bunun üzerine bu ayetler indi. (Senedi yoktur. Vahidi, Esbab-ı Nüzul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span></span><span style="mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-font-size: 14.0pt"></span></font></font></p><p style="MARGIN: 12pt 0cm 3pt"><span style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 10.0pt"><font color="#006600">DUHA SURESİ</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">1) </span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Cündüb şöyle dedi: Rasulullah hastalanmıştı. Bir veya iki gece namaza kalkmamıştı. Kureyş&#8217;ten bir kadın Rasulullah&#8217;a şöyle dedi: &#8220;Şeytanın seni terkettiğini görüyorum.&#8221; Bunun üzerine Allah teala bu ayetleri indirdi.&#8221; (Buhari, Cihad: 2802; Edeb: 6146; Müslim, Cihad ve Siyer: 112, 113/1796; Tirmizi, Tefsir: 3345; Taberani, el-Kebir: 2/173; Vahidi, Esbab-ı Nüzul; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span></span></font></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">Zeyd b. Erkam dedi ki: &#8220;Rasulullah günlerce beklediği halde Cebrail vahiy getirmemişti. Ebu Leheb&#8217;in karısı Ümmü Cemil: Arkadaşının seni terkettiğini ve sana darıldığını görüyorum.&#8221; dedi. Bunun üzerine bu ayetler indi.&#8221; (Hakim; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span></font></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">Hişam b. Urve babasından şunu haber verdi: &#8220;Cebrail Rasulullah&#8217;a vahiy getirmekte gecikti de bundan dolayı Rasulullah çok korktu ve endişe etti. Bunun üzerine Hatice Rasulullah&#8217;a: &#8220;Senin bu şikayetlenmeni, sızlanmanı gördüğünden dolayı Rabbin sana darıldı.&#8221; Bunun üzerine Allah teala bu ayetleri indirdi.&#8221; (Mürsel hadistir. Hakim, Müstedrek: 2/610, 611; Vahidi, Esbab-ı Nüzul; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul) </font></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">Hafız İbn Hacer: &#8220;Ümmü Cemil ve Hatice&#8217;den gelenler hakkında açık olan bunu söylemiş olduklarıdır. Ancak Ümmü Cemil bunu dalga geçerek söylemiş, Hatice (r.a.) ise üzülerek söylemiştir.&#8221; demiştir. (Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span></font></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">Hafs b. Said el-Kureşi dedi ki: &#8220;Bana annem anlattı. O da annesi Havle&#8217;den &#8211;Havle Rasulullah&#8217;ın hizmetçisi idi.- işitmişti. Bir gün eve bir köpek yavrusu girdi ve orada öldü. Rasulullah günlerce bekledi. Kendisine vahiy gelmiyordu. Buyurdu ki: <i>&#8220;Ey Havle, benim evime ne oldu ki Cebrail evime gelmiyor?&#8221;</i> Havle: &#8220;Ben evi temizlesem, hazırlasam.&#8221; dedim. Evi hazırladım, temizledim, süpürge ile sedirin altını süpürdüm. Bir de baktım ki sedirin altında ağır bir şey var. Onu sedirin altından çıkarıncaya kadar uğraştım. Bir de ne göreyim. Ölü bir köpek yavrusu. Onu oradan aldım ve duvarın arkasına attım. Rasulullah sakalı titreyerek geldi. Vahiy geldiği zaman onu bir titreme alıverirdi. Buyurdu ki: <i>&#8220;Ey Havle beni ört.&#8221;</i> Bunun üzerine Allah teala bu ayetleri indirdi.&#8221; (Suyuti, ed-Dürr: 6/361; Heysemi Mecmau&#8217;z-zevaid: 7/138;<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>Taberani; İbn Ebi Şeybe, Müsned; Vahidi, Esbab-ı Nüzul; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span></font></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">Hafız İbn Hacer: &#8220;Bu kıssa meşhurdur.Ancak iniş sebebinin bu oluşu gariptir.Hatta sahihdeki rivayetlerce şaz ve merduttur.&#8221; demiştir. (Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span></font></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">4)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> İbn Abbas dedi ki: &#8220;Rasulullah kendisinden sonra ümmetine müyesser olacak fetihleri gördü. Bundan dolayı çok sevindi. Allah teala da bu ayetleri indirdi. Allah kendisine cennette bin adet, mercanla inciden yapılmış köşk verdi. O köşkün toprağı misktendir. Her bir köşkte onun için gerekli olan &#8211;bunlar ister zevceler bakımından olsun, isterse hizmetçiler bakımından olsun- şeyler vardır.&#8221; (İsnadı hasendir. Hakim, Müstedrek: 2/526, Taberani; Beyhaki, Delail; Vahidi, Esbab-ı Nüzul; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul) </span></font></font></p><p style="TEXT-JUSTIFY: kashida; MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify; TEXT-KASHIDA: 0%"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">6)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> İbn Abbas&#8217;tan Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: <i>&#8220;Ben Rabbimden çok şeyler istedim, hatta istemediğim şeyi de istedim. Dedim ki: &#8220;Ey Rabbim, Sen benden önceki rasullerden bazısına rüzgarı hizmetçi kıldın.</i> &#8211;Burada Davud&#8217;un oğlu Süleyman&#8217;ı zikretti- <i>Bazısı da ölüleri diriltiyordu.</i> &#8211;Burada Meryem oğlu İsa&#8217;yı zikretti- <i>İşte onlardan bazılarına şunu verdin, bazılarına şunu verdin.&#8221; Allah buyurdu ki: &#8220;Bir yetim iken, seni bulup da barındırmadı mı?&#8221; Dedim ki: &#8220;Evet Ya Rabbi!&#8221; Cenab-ı hak buyurdu ki:</i> <i>&#8220;Ve seni yol bilmez iken, doğru yola yöneltip iletmedi mi?&#8221; Dedim ki: &#8220;Evet Ya Rabbi!&#8221; Cenab-ı hak buyurdu ki: &#8220;Bir yoksul iken seni bulup zengin etmedi mi?</i> <i>Dedim ki: &#8220;Evet Ya Rabbi!&#8221; Cenab-ı hak buyurdu ki: &#8220;Biz senin göğsünü yarıp-genişletmedik mi? Yükünü üzerinden indirip atmadık mı?&#8221; Dedim ki: &#8220;Evet Ya Rabbi!&#8221;</i> (Senedi hasendir. Taberani el-Kebir: 11/455; Beyhaki, ed-Delail: 7/63; Heysemi, Mecmau&#8217;z-zevaid: 8/253; Vahidi, Esbab-ı Nüzul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp; </span></span></font></font></p><p style="MARGIN: 12pt 0cm 3pt"><span style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 10.0pt"><font color="#006600">İNŞİRAH SURESİ</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">6) </span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Bu ayet müslümanları fakirlikleri sebebiyle ayıplayan müşrikler hakkında nazil olmuştur. (Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul) </span></font></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">Hasan dedi ki: &#8220;Bu ayet indiği zaman Rasulullah şöyle buyurdu: <i>&#8220;Müjde olsun sizlere! Sizlere kolaylık geldi. Artık zorluk asla iki kolaylığa galip gelemez.&#8221;</i> (İbn Cerir; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul) </font></font></span></p><p align="center" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: center"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">TİN SURESİ</font></font></span></b></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">5) </span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">İbn Abbas bu ayet hakkında dedi ki: &#8220;Bunlar Rasulullah&#8217;ın zamanında ömürleri en rezil bir hale gelen kimseler hakkında inmiştir. Akılları gittiği zaman onların durumu Rasulullah&#8217;a sorulunca Allah onların akıllarının gitmeden evvelki hallerinin geçerli olduğunu, ecirlerinin boşa gitmediğini söylemiştir.&#8221; (İbn Cerir; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul) </span></font></font></p><p align="center" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: center"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">ALAK SURESİ</font></font></span></b></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">Aişe şöyle dedi: &#8220;Rasulullah&#8217;a gelen ilk vahiy, uykuda sadık rüya ile olmuştur. O hiçbir rüya görmezdi ki, sabah aydınlığı gibi olmasın. Sonra yalnızlık kendisine sevdirildi. İbadet etmek üzere Hira dağına giderdi. Ve o bunun için azık hazırlardı. Nihayet Hira mağarasında iken, hak olan vahiy ona geldi. Melek ona gelince: &#8220;Oku!&#8221; dedi. Rasulullah dedi ki: &#8220;Ben de ona: &#8216;Okuma bilmem.&#8217; dedim. Melek bunun üzerine beni tuttu ve takatim kesilinceye kadar sıkıverdi. Sonra beni salıverip, tekrar &#8216;Oku!&#8217; dedi. Ben de: &#8216;Ben okuyamam.&#8217; dedim. Tekrar beni tuttu ve ikinci kez takatim kesilinceye kadar sıkıverdi. Sonra beni bırakarak &#8216;Oku!&#8217; dedi. Ben de yine &#8216;Okuyamam.&#8217; dedim. O yine beni tuttu. Üçüncü kez takatim kesilinceye kadar sıktı ve salıverdi. Sonra bu surenin ilk beş ayetini indirdi. Rasulullah&#8217;ı titreme alarak bu ayetlerle geri döndü ve nihayet Hatice&#8217;nin yanına geldi, şöyle dedi: <i>&#8220;Beni örtün.&#8221; </i>Onlar da kendisini örttüler. Korku kendisinden gidince dedi ki: <i>&#8220;Ya Hatice, bana ne oluyor?&#8221;</i> ve olanları Hatice&#8217;ye anlattı. &#8220;Kendimden korktum.&#8221; dedi. Hatice de kendisine dedi ki: &#8220;Hayır kendini ferah tut, vallahi Allah seni asla rüsvay etmeyecektir. Zira sen akrabayı gözetir, sözü doğru söyler, meşakkati yüklenir, misafiri ağırlar, hak yolunda nevbet nevbet gelen musibetlere karşı insanlara yardım edersin.&#8221; (Buhari, Tefsir: 4956; Müslim, İman: 142, 160, 253; Hakim, Müstedrek: 3/183; Vahidi, Esbab-ı Nüzul)</font></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">Aişe dedi ki: &#8220;Kur&#8217;an&#8217;dan ilk inen Alak: 96/1 ayeti kerimesidir.&#8221; (Sahih hadistir. Hakim, Müstedrek: 2/529; Beyhaki, Delailu&#8217;n-nübüvve: 2/155; ed-Dürr: 6/368; Vahidi, Esbab-ı Nüzul)</font></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">Hasan dedi ki: &#8220;Kur&#8217;an&#8217;dan ilk nazil olan &#8216;Bismillahi&#8217;r-Rahmani&#8217;r-Rahim&#8217;dir. İşte Mekke&#8217;de Kur&#8217;an&#8217;dan ilk nazil olan budur. İlk nazil olan sure de Alak suresidir.&#8221; (Mürsel hadistir. Vahidi, Esbab-ı Nüzul)</font></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">Muhammed b. Abbad b. Cafer el-Mahzumi dedi ki: &#8220;Alimlerden birisinin şöyle dediğini işittim: &#8220;Allah&#8217;ın Rasulü&#8217;ne ilk indirdiği Alak suresinin ilk beş ayetidir.&#8221; Dediler ki: &#8220;Hira&#8217;da bulunduğu günde Rasulullah&#8217;a ilk nazil olunanlar işte bunlardır. Bundan sonra Allah&#8217;ın dilediği kadar diğerleri nazil oldu.&#8221; (Bu eser Aişe&#8217;nin Hakim&#8217;de geçen hadisiyle aynı görüşü paylaşıyor. Vahidi, Esbab-ı Nüzul)</font></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">Hüseyin b. Ali dedi ki: &#8220;Rasulullah&#8217;a Mekke&#8217;de ilk inen sure Alak suresidir. Son inen sure ise Mü&#8217;minun veya Ankebut suresidir. Medine&#8217;de ilk inen sure Mutaffifin, son inen sure ise Tevbe suresidir. Rasulullah&#8217;ın Mekke&#8217;de ilk ilan ettiği sure Necm suresidir. Cehennem</font></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><span style="mso-spacerun: yes"></span></font></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">ehline en çetin gelen ayet: &#8220;Haydi tadın bakayım. Zira size azaptan başka hiçbir şey artırmayız.&#8221; ayetidir. Kur&#8217;an&#8217;da Allah&#8217;ı birleyen ehl-i tevhid için en fazla ümit verici ayet <i>&#8220;Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bundan başkasını dilediği kimse için bağışlar.&#8221;</i> (Nisa: 4/116) ayetidir. Rasulullah&#8217;a en son inen ayet &#8220;Allah&#8217;a dönürüleceğiniz bir günden sakının!&#8221; (Bakara: 2/281) ayetidir. (Mürsel hadistir. Vahidi, Esbab-ı Nüzul)</font></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">6) </span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Ebu Hureyre dedi ki: &#8220;Ebu Cehil, müşriklere hitaben: &#8220;Muhammed sizin yanınızda toprağa secde mi ediyor?&#8221; dedi.<b> </b>&#8220;Evet.&#8221; dediler. Ebu Cehil dedi ki: &#8220;Lat ve Uzza&#8217;ya yemin olsun ki, Muhammed&#8217;i böyle yaparken görürsem boynuna toprak atacağım ve yüzünü toprağa gömeceğim.&#8221; dedi. Bunun üzerine bu ayet indi. (İbn Münzir; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul) </span></font></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">9)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> İbn Abbas dedi ki: &#8220;Rasulullah namaz kıldığı zaman Ebu Cehil ona engel olurdu. Bunun üzerine bu ayetler nazil oldu.&#8221; (İbn Cerir; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp; </span></span></font></font></p><p style="MARGIN: 12pt 0cm 3pt; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 10.0pt"><font color="#006600">17) <b>Bu ayetler Ebu Cehil hakkında nazil olmuştur. İbn Abbas dedi ki: &#8220;Rasulullah namaz kılıyordu. Ebu Cehil geldi ve dedi ki: &#8220;Ben seni bundan men etmemiş miydim?&#8221; Rasulullah ona döndü ve ona sert bir mukabelede bulundu. Bunun üzerine Ebu Cehil: &#8220;Vallahi sen bilirsin ki çoğunluk benden yanadır.&#8221; dedi. Bunun üzerine Allah teala bu ayetleri indirdi. Vallahi eğer o arkadaşlarını çağırsaydı, Allah&#8217;ın zebanileri onu yakalayacaklardı.&#8221; (Tirmizi, Tefsir: 3349. Tirmizi bu hadisin hasen, garib ve sahih olduğunu söylemiştir. Nesai, Tefsir: 704; Ahmed b. Hanbel, Müsned: 1/256; Vahidi, Esbab-ı Nüzul; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)</b></font></span></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>22 May 2008 10:09:24 GMT</pubDate>
		<guid>http://rifai.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007937351</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>SEBEB&#304; NUZ&#220;L 9</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://rifai.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007937490</link>
		<description><![CDATA[
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <p style="MARGIN: 12pt 0cm 3pt"><span style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 10.0pt"><font color="#006600">&nbsp;</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><font face="Times New Roman" color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">MÜZZEMMİL SURESİ</span></b></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">1)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> Cabir dedi ki: &#8220;Kureyş kabilesi Daru&#8217;n-Nedve&#8217;de toplanıp: &#8220;Muhammed&#8217;e insanların kaçacağı bir isim takın.&#8221; Dediler. Bazıları &#8220;Kahin&#8221; deyince, öbürleri: &#8220;O kahin değildir.&#8221; Dediler. Onlar bu sefer: &#8220;Delidir.&#8221; Deyince, öbürleri: &#8220;O, deli değildir.&#8221; Dediler. &#8220;Sihirbazdır.&#8221; Dediler. Öbürleri de: &#8220;Sihirbaz değildir.&#8221; Dediler. Durum Nebi&#8217;ye (s.a.v.) ulaşınca elbisesine bürünüp örtündü. Cibril de gelip ona bu ayeti okudu.&#8221; (Bezzar; vehimli bir senedle Taberani; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)</span></font></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">İbrahim en-Nehai dedi ki: &#8220;Bu ayet bir latifede bulunurken nazil olmuştur.&#8221; (Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)</font></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">2)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> Aişe dedi ki: &#8220;Bu ayet inince bir sene boyunca ayakları şişinceye kadar kıyamda durdular. Bundan dolayı &#8220;Kur&#8217;an&#8217;dan kolayınıza geleni okuyun!&#8221; (Müzzemmil: 73/20) ayeti nazil oldu.&#8221; (Hakim; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)</span></font></font></p><p align="center" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: center; tab-stops: 35.4pt center 207.65pt right 415.3pt"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">MÜDDESSİR SURESİ</span></b><span style="mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-font-size: 14.0pt"></span></font></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify; tab-stops: 35.4pt center 207.65pt right 415.3pt"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">Vahyin kesilmesinden sonra ilk nazil olan sure Müddessir suresidir.</font></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">Yahya b. Ebi Kesir dedi ki: &#8220;Ebu Selem b. Abdurrahman&#8217;a önce Kur&#8217;an&#8217;ın hangi suresinin indirildiğini sordum. O da: &#8220;Müddessir suresi.&#8221; dedi. &#8220;Peki Alak suresi ne oluyor?&#8221; dedim. O dedi ki: &#8220;Ben de Cabir b. Abdullah el-Ensari&#8217;ye Kur&#8217;an&#8217;dan hangi kısmın önce indirildiğini sordum. O da &#8220;Müddessir.&#8221; dedi. Dedim ki: &#8220;Alak suresi değil mi?&#8221; Cabir de dedi ki: &#8220;Rasulullah&#8217;ın bize anlattığını ben de size anlatayım: Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: <i>&#8220;Bir ay kadar Hira dağında kaldım. Sonra bir ayı tamamlayınca aşağı indim. Vadiyi ortalamıştım ki, bana seslenildi. Bunun üzerine önüme, arkama, sağıma ve soluma baktım, hiç kimseyi göremedim. Sonra tekrar bana seslenildi. Başımı yukarı kaldırdım, bir de ne göreyim O (Cebrail) semada Arş üzerinde duruyor. Eve geldim ve dedim ki: &#8216;Beni örtün, beni örtün!&#8217; Üzerime su döktüler. Allah teala da bu ayeti indirdi.&#8221; </i>(Buhari, Bed&#8217;u&#8217;l-Vahy: 4; Bed&#8217;u&#8217;l-Halk: 3238; Tefsir: 4922-4926 ve 4954; Edeb: 6214; Müslim, İman: 257/161; Tirmizi, Tefsir: 3325; Vahidi, Esbab-ı Nüzul; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)</font></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">İbn Abbas dedi ki: &#8220;Velid b. Muğire bir gün Kureyş için yemek yaptırmıştı. Yemek yedikleri zaman Velid onlara dedi ki: &#8220;Bu adam (Muhammed) hakkında ne diyorsunuz?&#8221; Bazıları: &#8220;Sihirbaz&#8221; dediler. Ötekileri de: &#8220;O, sihirbaz değildir.&#8221; dediler. Bunun üzerine onlar: &#8220;Kahindir.&#8221; dediler. Ötekileri de: &#8220;Kahin de değildir.&#8221; dediler. Onlar: &#8220;Şairdir.&#8221; dediler. Öbürleri de: &#8220;Şair de olamaz.&#8221; dediler. Onlar da: &#8220;Büyülenmiş.&#8221; Dediler. Bu haber Rasulullah&#8217;ın kulağına ulaşınca hüzünlendi ve başını sokup örtünmeye başladı. Allah da bu surenin ilk yedi ayetini indirdi.&#8221; (Taberani zayıf senedle;<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul) </font></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify; tab-stops: 35.4pt center 207.65pt right 415.3pt"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">11)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> İbn Abbas şöyle dedi: &#8220;Velid b. Muğire Rasulullah&#8217;a geldi. Rasulullah da ona Kur&#8217;an okudu ve o sanki yumuşadı. Bu durumdan Ebu Cehil haberdar oldu. Velid&#8217;e dedi ki: &#8220;Amca kavmin senin için mal toplayıp sana vermek istiyor. Sen ise Muhammed&#8217;e gidip O&#8217;nun tarafıyla temasta bulunuyorsun.&#8221; Velid: &#8220;Kureyş bilir ki benim malım çoktur.&#8221; dedi. Ebu Cehil de: &#8220;Onu inkar ettiğine ve O&#8217;ndan hoşlanmadığına dair bir söz söyle, bu söz kavmine ulaşır.&#8221; dedi. O da dedi ki: &#8220;Ne söyleyeyim? Vallahi bilirsiniz ki aranızda benden daha iyi şiir söyleyen yoktur. Recezi ve kaideleri de benden daha iyi bilen yoktur. Vallahi onun söyledikleri bunlara benzemiyor. Vallahi onun sözlerinde bir tatlılık ve tazelik var. Onun sözlerinin üstü bol meyve, altı bol su verir. O yücedir, ondan yüce yoktur.&#8221; Ebu Cehil dedi ki: &#8220;Sen, onun hakkında birşey söylemedikçe kavmin senden razı olmayacak.&#8221; Velid dedi ki: &#8220;Beni rahat bırak. Onun hakkında düşüneyim.&#8221; Daha sonra da: &#8220;Bu ancak başkasından öğrenilen bir sihirdir.&#8221; dedi. Bunun üzerine Allah teala bu ayetleri indirdi. (Sahih hadis, Hakim, Müstedrek: 2/506; Suyuti, ed-Dürr: 6/282; Vahidi, Esbab-ı Nüzul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span></span></font></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify; tab-stops: 35.4pt center 207.65pt right 415.3pt"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">İbn Cerir ve İbn Ebi Hatim de bunun benzerini başka bir yolla tahric etmiştir. (Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)</font></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify; tab-stops: 35.4pt center 207.65pt right 415.3pt"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">18)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> Mücahid dedi ki: &#8220;Velid b. Muğire Rasulullah ve Ebu Bekir ile beraber oluyordu. Kureyş onun müslüman olduğunu zannetti. Bunun üzerine Ebu Cehil Velid&#8217;e dedi ki: &#8220;Kureyş, senin Muhammed&#8217;e ve İbn Ebi Kuhafe&#8217;ye gittiğini ve onların da sana yemek yedirdiğini zannediyor.&#8221; Velid Kureyş&#8217;e şöyle dedi: &#8220;Siz, şerefli ve akıllı insanlarsınız, Muhammed&#8217;i deli zannediyorsunuz. Onun hiç deliliğini gördünüz mü?&#8221; Onlar da: &#8220;Hayır!&#8221; dediler. Velid: &#8220;Siz Muhammed&#8217;i kahin zannediyorsunuz. Onun hiç kehanette bulunduğunu gördünüz mü?&#8221; diye sordu. Onlar da: &#8220;Hayır!&#8221; dediler. Velid: &#8220;Siz onu şair zannediyorsunuz. Onun hiç şiir söylediğini gördünüz mü?&#8221; dedi. Onlar: &#8220;Hayır!&#8221; dediler. Velid bu sefer: &#8220;Siz onu yalancı zannediyorsunuz. Onun hiç yalanını tecrübe ettiniz mi?&#8221; diye sordu. Onlar: &#8220;Hayır!&#8221; dediler. Bunun üzerine Kureyş Velid&#8217;e dedi ki: &#8220;O nedir?&#8221; (Velid düşündü, sonra baktı, sonra yüzünü çevirdi) ve dedi ki: &#8220;O, ancak bir sihirbazdır.Onun söyledikleri de sihirden başka bir şey değildir.&#8221; Bunun üzerine bu ayetler indi. (Hakim, Müstedrek: 2/506; Suyuti, ed-Dürr: 6/282; Vahidi, Esbab-ı Nüzul)</span></font></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify; tab-stops: 35.4pt center 207.65pt right 415.3pt"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">30)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> Berra dedi ki: &#8220;Yahudilerden bir gurup, Nebi&#8217;nin ashabından olan bazı kimselere cehennemin bekçilerinden sordular. Sahabeler de bunu Rasulullah&#8217;a gelip sordular. Bunun üzerine bu ayet nazil oldu.&#8221; (İbn Ebi Hatim; Beyhaki, Ba&#8217;s; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)</span></font></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify; tab-stops: 35.4pt center 207.65pt right 415.3pt"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">31)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> İbn İshak dedi ki: &#8220;Bir gün Ebu Cehil: &#8220;Ey Kureyş topluluğu! Muhammed sizleri cehennemde azablandıracak olan Allah&#8217;ın askerlerinin ondokuz olduğunu sanmaktadır. Halbuki siz insanlar arasında en fazla olan kimselersiniz. Hiç sizden yüz kişi onlardan bir kişiye karşı acze düşer mi?&#8221; dedi. Bunun üzerine Allah bu ayeti indirdi.&#8221; Bunun benzerini Katade&#8217;den de tahric etmiştir.&#8221; (Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)</span></font></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify; tab-stops: 35.4pt center 207.65pt right 415.3pt"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">Süddi dedi ki: &#8220;Bu ayet inince Kureyş&#8217;den Ebu&#8217;l-Eşed diye çağrılan bir adam: &#8220;Ey Kureyş topluluğu! Ondokuz (melek) sakın sizi endişeye düşürmesin. Ben sağ omuzumla on tanesini, sol omuzumla da dokuz tanesini hallederim, onları sizden alıkoyarım.&#8221; Dedi. Bunun üzerine bu ayet nazil oldu.&#8221; (Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)</font></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify; tab-stops: 35.4pt center 207.65pt right 415.3pt"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></font></font></span></p><p style="MARGIN: 12pt 0cm 3pt; TEXT-ALIGN: justify"><font color="#006600"><span style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 10.0pt">52) <b>Süddi dedi ki: &#8220;Bazıları dedi ki: &#8220;Şayet Muhammed doğru söylüyorsa o zaman bizden her birimizin başının altında ateşten kurtulduğumuza ve emniyette olduğumuza dair bir sahife bulup versin.&#8221; dediler. Bunun üzerine bu ayet nazil oldu.&#8221; (İbn Münzir; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)</b></span><b><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-ansi-font-size: 14.0pt"></span></b></font></p><p style="MARGIN: 12pt 0cm 3pt"><span style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 10.0pt"><font color="#006600">KIYAME SURESİ</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">3)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> Bu ayet Adiy b. Rabia hakkında inmiştir. O Nebi&#8217;ye geldi ve şöyle dedi: &#8220;Bana Kıyamet gününden, nasıl olacağından, Kıyamet&#8217;in halinden, durumundan bahset. O&#8217;nun hali, durumu nasıldır?&#8221; Nebi de ona bu husustaki yeterli bilgiyi verdi. Adiy b. Rabia şöyle dedi: &#8220;Bu günü gözümle görsem bile seni tasdik etmem ey Muhammed, ona iman etmem. Allah şu kemikleri bir araya toplayabilir mi?&#8221; Bunun üzerine Allah teala bu ayeti indirdi. (Senedi yoktur. Vahidi, Esbab-ı Nüzul) </span></font></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">16)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> İbn Abbas dedi ki: &#8220;Rasulullah&#8217;a vahiy indiği zaman onu ezberlemek için dilini hareket ettirirdi. Bunun üzerine Allah bu ayeti indirdi.&#8221; (Buhari; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></font></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">34)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> İbn Abbas dedi ki: &#8220;Müddessir: 74/30 ayeti inince Ebu Cehil Kureyş&#8217;e dedi ki: &#8220;Analarınız ölesice! Bir davar çocuğunun oğlu sizlere cehennemin bekçilerinin on dokuz olduğunu söylüyor. Halbuki siz sayı bakımından ondan daha çokcasınız. Yoksa sizden on kişi bir tane cehennem bekçisini acze uğratamayacak mı?&#8221; dedi. Bundan dolayı Allah teala Rasulüne bu ayeti indirdi ki Ebu Cehil&#8217;e okusun.&#8221;<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>(İbn Cerir; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span><span style="mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-font-size: 14.0pt"></span></font></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">Said b. Cübeyir İbn Abbas&#8217;a: &#8220;Bu ayet Rasulullah tarafından mı yoksa Allah tarafından mı söylenmiştir?&#8221; diye sordu. İbn Abbas dedi ki: &#8220;Rasulullah tarafından söylenmiş, sonra da Allah ayeti indirmiştir.&#8221; (Nesai; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span><span style="mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-font-size: 14.0pt"></span></font></font></p><p style="MARGIN: 12pt 0cm 3pt"><font color="#006600"><span style="FONT-SIZE: 14pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-size: 10.0pt">İNSAN SURESİ</span><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-ansi-font-size: 14.0pt"></span></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span></span><span></span><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><span></span><span></span><font face="Times New Roman" color="#006600">8)</font></span></b><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> İbn Abbas dedi ki: &#8220;Ali b. Ebi Talib, bir geceliğine biraz arpa karşılığında, bir hurma bostanını sulamak üzere kendisini ücretlendirmişti. Sabah olunca arpayı aldı ve onun üçte birini ekmek yapıp yemek için öğüttü. Ekmeğin pişmesi tamamlanınca bir fakir geldi. Pişen ekmeği çıkarıp ona verdiler. Sonra arpadan artakalan kısmın ikinci üçte birini öğüttü ve pişirdiler. Bu sefer bir yetim geldi. Onlardan yiyecek istedi. Onlar da pişirdiklerini ona yedirdiler. Sonra arpadan geriye kalan kısmı öğüttü. Pişirilme işi tamamlanınca müşriklerden bir esir geldi. Pişirilen ekmeği ona yedirdiler ve günlerini böylece geçirdiler. Bunun üzerine bu ayetler nazil oldu.&#8221; (Senedi yoktur. İbn Merdiveyh ed-Dürr: 6/299&#8217;da zikretmiştir. Vahidi, Esbab-ı Nüzul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span></span><span style="mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-font-size: 14.0pt"></span></font></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font face="Times New Roman"><font color="#006600">İbn Cerir dedi ki: &#8220;Rasulullah müslümanları esir almazdı. Bu ayet şirk ehlini esir almanın caizliğini bildirmek için inmiştir. Rasulullah onlara iyi mumaele yapmayı tavsiye ederdi.&#8221; (İbn Münzir; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)</font></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">20)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> İkrime dedi ki: &#8220;Nebi (s.a.v.) ceridden bir hasır üzerinde oturur bir vaziyette bulunduğu bir sırada Ömer b. Hattab kendisine çıkageldi. Rasulullah&#8217;ın sırtında hasırda uzandığı için hasırın izi belli olmuştu. Ömer (r.a.) bunu görünce ağlamaya başladı. Nebi (s.a.v.) &#8220;Niçin ağlıyorsun?&#8221; dedi. Ömer: &#8220;Kisra ve mülkünü, Hürmüz ve mülkünü, Habeş sahibi ile mülkünü hatırlayıp düşündüm de Sen Allah&#8217;ın Rasulüsün ve çakıl taşlı hasırda oturuyorsun!&#8221; dedi. Bunun üzerine Rasulullah şöyle buyurdu: <i>&#8220;İstemez misin ki dünya onların, ahiret ise bizim olsun!?&#8221;</i> Bunun üzerine bu ayet nazil oldu.&#8221; (Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)</span></font></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">24)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> Katade dedi ki: &#8220;Ebu Cehil dedi ki: &#8220;Muhammed&#8217;i namaz kılarken görürsem boynuna toprak atacağım.&#8221; Bunun üzerine bu ayet nazil oldu.&#8221; (Abdurrezzak; İbn Cerir; İbn Münzir; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></font></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">MÜRSELAT</span><span style="mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-font-size: 14.0pt"></span></font></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span></span><span></span><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: EN-US"><span></span><span></span><font face="Times New Roman" color="#006600">48</font></span></b><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">)</span></b><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"> Mücahid dedi ki: &#8220;Bu ayet Sakif kabilesi hakkında nazil olmuştur.&#8221; (İbn Münzir; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)</span></font></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><font face="Times New Roman"><font color="#006600"><span style="FONT-SIZE: 14pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'">NEBE</span><span style="mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-font-size: 14.0pt"></span></font></font></p><p style="MARGIN: 2pt 0cm; DIRECTION: ltr; unicode-bidi: embed; TEXT-ALIGN: justify"><span></span><span></span><b